HAVACILIK TARİHİMİZİ YAZMAK KONUSUNDA SORUNLARIMIZ VAR – Airline Haber

Sorunlardan Bahsetmek

Değerli okurlarım,

Tanıyanlar bizi bilir. Sorun diler getirirken mutlaka çözüm önerileri ile ortaya koymaya özen gösteririm. Fakat bugün yerimizin darlığı nedeniyle sadece sorunları derli toplu ortaya koyacağım.
İyi tanımlanan ve nedenleri iyi belirlenen sorunların çözümlerinin ortak akıl ile ortaya çıkarılmasının mümkün olduğuna inanıyorum. 

İşte bu yüzden bu hafta, makalemizde ortaya koyacağımız hususlar hakkında yapacağınız yorumları özenle inceleyip çözümleri sunacağımız diğer makalemize dâhil etmeyi istiyorum.

Havacılık Tarihimiz Hakkında Yazılı Eserlere Ulaşmak Zor

Havacılık tarihimiz hakkında yazılı eserlerin nicelik yönünden az bulunma ve içerik yönünden eksik kalma diye sıralanmak üzere iki büyük sorunu var. Havacılık tarihi konusunda bir satır bile yazmak şerefine nail olamadığım için haddimi aşmamaya gayret sarf ederek düşüncelerimi dile getirmek üzere bu makaleyi kaleme alıyorum. Bu konuyu dile getirmemin sebebi havacılıkta hangi dalda olursa olsun ve nerede olursa olsun eğitim veren kişilerin havacılık tarihimizden örnekler verebilmek sorumluluğu olduğunu düşünüyor olmamdır. Havacılık doğası gereği ilk günden bugüne alınan derslerle gelişmiştir. Tarihimizi iyi inceleyip yorumlayabilirsek geleceği daha iyi inşa edebileceğimiz açıktır. 

Bununla birlikte, havacılık tarihini konu alan kitaplar hem sayıca az hem de çoğu nadir eser haline dönüşen bu kitapları bulmak kolay değil. Kemali Bülent Edalı Kaptanım gibi sahafları ve antika pazarlarını saatler boyu gezmek gibi özel merakınız yoksa özellikle aradığınız bir eseri de bulabilmek pek mümkün değil. Bazı dergilerde zaman zaman havacılık tarihini konu alan makalelere erişebiliyor olsak da havacılık tarihini konu alan özel ve periyodik bir akademik yayına henüz rast gelmediğimi söylemeliyim. 

Ancak değerli okurlarım, “havacılık tarihi” henüz bir anabilim dalı değil. Hatta dizin adı bile değil. Havacılık tarihini konu alan akademik çalışmalar maalesef “tarih”, “inkılâp tarihi” veya “sivil havacılık” gibi farklı dizinlerde kendilerine yer buluyor. Bu da onlara erişim sağlamamızda bir başka ciddi engeldir.

Ulusal Tez Merkezi’nin herkese açık tezlerini tararken tez isminde “havacılık tarihi” ile tarama yaparsanız her biri çok önemli ama sadece iki elin parmakları kadar yüksek lisans ve doktora tezine erişebiliyorsunuz. 

Havacılık tarihimizde arazilerin, binaların, tarihi makinelerin önemi büyük. Belki de yukarıda söylediklerimizin doğal ve doğrudan sonucu olarak havacılıkta ya da havacılık tarihinde bir envanter çalışmamızın olmaması nedeniyle nerede hangi binanın olduğundan bihaberiz. Beşiktaş’ta Nuri Demirağ’ın fabrikasının yeri bile tam kestirilemiyor. Akansel Yalçın hocamın belgeselde söylediği gibi orada “keşke önünden geçerken onu yâd edebileceğimiz bir anıt olsa” idi. Yahut Eskişehir’de hava alayımızın ilk nerede konuşlandığını biliyor olsaydık! Etimesgut Uçak Fabrikası’nda kullanılmış olan rüzgâr tüneli elimizin altında olduğu halde böyle yetim bırakmasaydık keşke!

Ya da keşke Genelkurmay Başkanlığı Foto Film Merkezi Komutanlığı arşivinde havacılık tarihçileri çalışma yapabilseler idi! Hatta keşke Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın havacılık tarihimize ışık tutabilecek eski basım kitaplarını sağda solda savrulup atılırken görmüş olmasaydım keşke!  

Gençlere Havacılık Tarihini Sevdirmekte Sorunlarımız Var

İlk günden bugüne derslerini derslik duvarları ya da ders zamanları ile sınırlamayan bir eğitimci olarak havacılık tarihinde de müfredatların dışına taşan çabalar göstermek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü inanıyorum ki genç havacıların havacılık tarihine ilgi duymasının orta ve uzun vadede ülkemize önemli getirileri olacak.

İşbu düşünceyle Tolga Özbek’in defaten yayınladığı havacılık kitapları listesinde yer alan eserler ile Abdullah Nergis hocamın özel olarak verdiği bir diğer listedeki eserleri esas alan yeni listeler hazırlayıp çalıştığım üniversitelerin kütüphanelerine kazandırmaya çalıştım.

Öğrencilerimde havacılık tarihine dair merak uyandırma isteğimin ne denli ön planda olduğu onlara verdiğim ödevlerden veya projelerden de bellidir. Onlardan İstanbul’da tarihi havacılık mekânlarını ziyaret etmelerini, havacılık tarihi konulu kitap listeleri yapmalarını, akademik olan ya da olmayan bilgi ve belge toplamalarını isterim. Dünya havacılığında ya da ülkemiz havacılığında önemli işler başarmış isimlerin yaşam öyküleri ve başarıları hakkında raporlar yazmalarını isterim. Önemli havacılık tarihçisi yazarlar, akademisyenler ve belgesel yapımcıları ile bir araya gelmeleri için çaba sarf ederim. 

Ayrıca öğrencilerimin her birinden şimdiden kişisel arşiv oluşturmalarını da istemişimdir. Onlara lise yıllarından arkadaşım helikopter test pilotu Bülent Aydın ile annelerimizin yapıp İzmir’e getirdiği poğaça ve börekleri nasıl beraber yediğimizi, SOLOTÜRK’ün fikir babası ve kurucusu sevgili Murat Keleş ile dostluğumuzun Hava Harp Okulu yıllarımıza dayandığını, Hürkuş test pilotu Murat Özpala ile yine okul yıllarımızda ömrümüzün yarısının kütüphanede felsefi tartışmalarla geçtiğini ve adımızın bardak ile sürahiye çıktığını, ilk Türk kadın F-16 pilotu Berna Şen ile üniversite tiyatro kulübünde birlikte rol aldığımızı, ilk Türk kadın hava savunma kontrolörü Tülay Tuğluer ile meslektaş olarak birlikte defalarca tatbikatlara katıldığımızı hatırladığımı anılar denizine tatlı tatlı dalıp anlatırım. Sonra da “Keşke o yıllardan birbirimize vermiş olduğumuz birer peç, fular veya başka birer küçük hediyemiz olsaydı da size burada gösterebilseydim!” diye eklerim. 

Neyse ki yukarıda adını sayma olanağı bulamayacağım başka birçok dostlarımızın her biri ile konuşuyor ve görüşüyoruz. Yazdıkları kitapları imzalattıklarıma iltimas gösterip favori dostlarım olarak anacağım… İşin şakası bir yana bugün hangisinin havacılıkta nereye geleceğini bilmeyen öğrencilerimden birbirlerine bu dönemde verecekleri küçük hediyelerin ne kadar önemli olduğunu vurguluyorum. Çünkü benim neslimde ve çevremde de havacılık tarihinde iz bırakacak gelişmeler yaşanıyor. Bunlarda görev alanların emeklerinin öneminden dolayı eteklerinden dökülenleri toplamak tarihçilerin görevi olsa gerek. Örneğin Tülay hanımın skop başında ilk görevinde kullandığı dolma kalem, Murat beyin ilk uçuşunda giydiği eldiven tarihi değere sahip değil mi? 

Emek Veren Güzel Havacılık Tarihçileri Hak Ettikleri İlgiyi Görmüyor

Son dönemde akademik anlamda ön planda yer alan Almanya’da yaşayan araştırmacı Emir Öngüner’in TÜBİTAK destekli çalışması “Bir Avcı Tayyaresi Yapmaya Karar Verdim (Nu.D.40)” güzel tartışmaları beraberinde getirdi. Bir yanda Emir hocamızın müthiş kitabını okurken diğer yanda sosyal medya paylaşımlarında dile getirilen her türlü yanlış ile mücadelesini de ilgi ve beğeni ile izliyorum. 

Ali Cem’in yanı sıra Hanefi Aslaner, Emin Kurt, Ahmet Ağaoğlu gibi önemli bazı havacılar, havacılık tarihimizin izlerini kovalayan asker kökenli emekçiler olarak çabalarını sürdürüyor. Havacılık tarihi enstitüsü açmak için görüşmedikleri üniversite kalmadı. Sonucu bilmiyorum ama yeni eserlerinin yolda olduğunu biliyorum.

Son zamanlarda kaptan pilotlarımızın yazdıkları kitapların (havacılık tarihini içersin ya da içermesin) toplumda ilgi uyandırmış olmasını olumlu bir işaret olarak görüyorum. Mevcut koşullarda yayınevleri tarih kitaplarını satılmadıkları gerekçesiyle basmak istemiyorlar. Yine de takip edebildiğim kadarıyla Arif Emre Gündüz’ün, Osman Yalçın’ın ve Zübeyir Batur’un havacılık tarihimizin ilk yıllarını konu alan kitaplarının, Mehmet Bahattin Adıgüzel’in “Gökteki Venüs” kitabının, Fatih Dervişoğlu’nun Nuri Demirağ’ın öyküsünü anlatan kitabının, Vecihi Hürkuş’un anılarını konu alan ve yeniden basılan kitabın okunuyor olması hepimize umut veriyor.  Umarım havacılık tarihimiz hakkında yazılmış ancak yayınevleri tarafından hak ettiği ilgiyi görememiş bugün itibariyle tespit edebildiğim yirmi üç eserin de yayınlanmasını sağlayacak bir ivme yakalayabiliriz ya da bir çözüm önerebiliriz.

Yeni medyanın çok öne çıktığı günümüzde, cılız birkaç istisna dışında, gençlerde havacılık sevgisi oluşturmakta podcast radyo yayınlarından da belgesellerden de henüz yeterli seviyede yararlanamadığımızı üzülerek belirtmek isterim.  

New York’tan İstanbul’a 1931 yılında hiç durmaksızın uçan iki Amerikalı sivil tayyareci Russell Boardman ve John Polando’nun, Mustafa Kemal Atatürk ile Yalova’da görüşmelerini de içeren macerasını konu alan ve Aydın Erel beyin yapımı olan belgeselden neredeyse kimsenin haberi olmaması bunun kanıtıdır.

Bununla birlikte Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş hakkında son zamanlarda yapılmış olan sinema film ve belgesellerde emeği geçenlere şükranlarımızı iletelim.

Yeri gelmişken, havacılık tarihimizin doğru anlaşılıp yorumlanması için yayınlanan akademik ve akademik olmayan basılı eserlerin yanı sıra müzelerimizi de geliştirmeye ihtiyacımızın olduğunu, Rahmi M. Koç Sanayii Müzesi’nin katkısını elimizle işaret ederek ve örnek göstererek vurgulayalım. Bu haftaki yazımızı, gelecekte büyük ve muhteşem bir Türk Havacılık Tarihi Müzesi’nin hayalini birlikte kurmaya davet ederek tamamlayalım!

Gelecek Hafta

Haftaya aynı konuya devam edeceğim. Eleştirilerinizi ve önerilerinizi mutlaka değerlendirerek bir sonraki makalemi kaleme alacağım. Güzel bir hafta diliyorum.

Dr.Cengiz Mesut BÜKEÇ
HAVACILIK TARİHİMİZİ YAZMAK KONUSUNDA SORUNLARIMIZ VAR - Airline Haber

Kaynak: Airline Haber