Esad’ın Kürt politikasında ne değişti

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Esad'ın Kürt politikasında ne değişti
You have reacted on "Esad’ın Kürt politikasında ne değişti" A few seconds ago

Gazeteci-yazar İbrahim Varlı’nın yeni kitabı “Suriye Kapanı-Bir Cinayetin Anatomisi” Tekin Yayınevi’nden çıktı.

İbrahim Varlı, “Suriye Kapanı” adlı kitabında, yüzbinlerce ölü, yurdundan edilen milyonlar, yıkılan kentler, paylaşım, nüfuz ve güç mücadelesinin yaşandığı ülke olan Suriye’ye mercek tuttu.

Varlı, yakın siyasi tarihin en kritik olaylarından birine sahne olan Suriye’de, dış müdahalelerin, terör örgütlerinin ülkedeki yıkımını inceledi. “Savaşın henüz birinci aşaması kapandı, çok parçalı ülkenin siyasi dizaynının nasıl olacağı konusunda küresel aktörler anlaşabilmiş” denilen kitapta, defelarca bir gazeteci olarak Suriye’ye giden Varlı’nın analizleri yer aldı.

Kitabın, “Suriye: Diyaloğa Evet, Ayrılığa Hayır” başlıklı bölümünde, Şam yönetiminin savaşın başlamasının ardından yaptığı stratejik hamlelerinin, bölgedeki Kürtler ve muhalif gruplar üzerineki etkisine değinildi. “Şam yönetimi iç savaş sonrasının yeni siyasal ikliminde 2011 öncesine dönülmeyeceğinin pekâlâ farkında” diyen Varlı, Kürtlerle birtakım kültürel hakların verilmesi konusunda mutabık kalındığını ifade etti.

Bu bölümde, Esad’ın bir taraftan Kürtleri Şam’da ağırlarken, diğer taraftan da, “Eğer müzakereler sonuç vermezse bu bölgeleri güç kullanarak özgürleştireceğiz” uyarısında bulunduğu anlatıldı.

İşte “Suriye: Diyaloğa Evet, Ayrılığa Hayır” başlıklı o bölüm:

“Şam yönetimi savaşın başlamasının ardından stratejik hamlelerle muhalefeti birbirinden ayrıştırma politikası uyguladı. Ülke içindeki ‘muhalefet’ ile dış destekli Selefi muhalefeti birbirinden ayırma stratejisi tuttu. Aynı zamanda Kürtlerle diğer muhalif grupların birbirine yanaşmaması için taktiksel hamleler yaptı. Kürt muhalefetinin özerklik taleplerine başlangıçta göz yumdu, kuzey bölgeleri Kürtlerin savunmasına bıraktır. Kürt gruplarının cihatçılarla savaşmasını destekledi. Sık sık çıkarılan aflarla çatışmalarda yer alan ‘muhalefet’ bileşenlerine af getirildi. Savaş boyunca çeşitli reformlar yapıldı. Bu açılımın faydalarını da gördü. Rusya ve İran’ın desteğiyle radikal İslamcı tehlike büyük ölçüde bertaraf edilip ülke topraklarının büyük çoğunluğunda yeniden kontrol sağlanınca yavaş yavaş ağırlık kuzeydeki gelişmelere verilmeye başlandı. Her türlü oluşumu reddeden, toprak bütünlüğüne zarar verecek gelişmeyi kabul etmeyen Şam yönetimi, Fırat’ın doğusundaki ve Kuzey Suriye’deki oluşumları kendi bekası için kabul edilemez buluyor. Ancak Kürtlerin eski haliyle davranamayacağının verdiği farkındalıkla, Kürtlerle masaya oturmak için zaman zaman pazarlık da etmeye başladı.

Şam yönetimi iç savaş sonrasının yeni siyasal ikliminde 2011 öncesine dönülmeyeceğinin pekâlâ farkında. Uzun yıllar savaşa, çatışmalara taraf olan ülke içi gruplarla, muhaliflerle toplumsal bir uzlaşı sağlamanın zorunluluk olduğunun bilincinde. İçerideki muhaliflerin silah bırakması karşılığında affetme, silahlarını teslim etmeleri halinde af kararından faydalanıp evlerinde kalıp normal yaşamlarına devam etmeleri taraftarı.

“GÜÇ KULLANARAK…”

Kürtlerle ise birtakım kültürel hakların verilmesi konusunda mutabık kalınmış durumda. Her türlü federatif çözüm bölünme senaryosu olarak görülüyor. Kürtler için kültürel ve tarihsel birtakım taleplerin verilmesi kabul edilmiş durumda. Ancak Suriye’nin kırmızı çizgileri var. Bu kırmızı çizgilere Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dahil. Ayrı bir bağımsız oluşuma, federalizme izin vermeme konusunda kırmızı çizgilere sahipler.

Kürt güçlerine diyalog çağrısında bulunan Esad, bir taraftan Kürtleri Şam’da ağırlarken, diğer taraftan da, ‘Eğer müzakereler sonuç vermezse bu bölgeleri güç kullanarak özgürleştireceğiz’ uyarısında bulundu. Şam yönetimi Kürtleri dışlamanın onları ABD’nin kollarına atacağının farkında. Federatif yapılanmanın Arap bölgelerini kapsayacak şekilde büyütülmesi ve buna paralel olarak ABD’nin askeri, siyasi varlığını artırması karşısında Şam da kendi kartını masaya sürmeye başladı. O da Kürtlerin Şam’a çağrılmasıydı.

Suriye yönetimi, Fırat’ın doğusundaki fiili özerkliği sadece Kürtlerin kültürel haklarının tanınması ve anayasadaki yerel yönetim maddesini güçlendirerek âdemi merkeziyetçi vir taahhütle pazarlık masasından kaldırmak istiyor.

“BÖLÜCÜLÜĞE İZİN VERMEYİZ”

Suriye için yazılan anayasada, Kürtlere ne bağımsızlık ne de federal haklarıntanınmasını kabul etmeyeceklerini açıklayan Dışişleri Bakanı Velid Muallim, ‘Kürtler bir dizi hakkı gündeme getiriyor. Bunların bazılarına diyalog yoluyla ulaşabilir. Fakat asıl tehlike, Amerikan varlığının Kürtlere, Şam’daki meşru hükümetin dışında çalışabilecekleri yönünde umut vermesi ve bu bir illüzyon. Kültürel ve tarihsel birtakım talepleri inceliyoruz, bu talepleri dikkate almaya hazırız. Ancak Suriye’nin de kırmızı çizgileri var. Bu kırmızı çizgilere Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği de dâhildir. Bölücülüğe izin vermeyiz. Federalizme izin vermeyiz’ derken ABD’ye de Kürtlere de açık bir mesaj verdi.

Savaşın seyri Kürtlere Şam arasındaki ilişkiyi de değiştirdi. Kürtlerin hem kuzeyde hem de Fırat’ın doğusunda ABD ile kurduğu ittifak artık Şam’In radarına girmeye başladı. Şam yönetiminin Ankara’daki Suriye zirvesinin hemen öncesinde SDG’yi hedef alan açıklaması Suriye Kürtlerine olan yaklaşımın değiştiğinin en büyük göstergesi oldu. Esad yönetimi daha önce ‘Terörist gruplara karşı mücadele eden vatansever bir güç’ oalrak kabul ettiği SDG’yi ‘ayrılıkçı terörist milisler’ olarak tanımlamaya başladı. Erdoğan-Putin-Ruhani zirvesinin hemen öncesinde BM’ye gönderilen mektupta SDG ‘Uluslararası koalisyonun Suriye halkına karşı işlediği suçlara ortak olmak’la suçlandı. Mektupta SDG ilk kez ‘terörist’ ve ‘düşman’ ilan edildi.

Ülkenin batısında kontrolü ele alan Şam yönetimi yavaş yavaş yüzünü Kürt bölgelerine çevirmeye başladı. Şam için ülkenin geleceğiyle ilgili en büyük belirsizliği Fırat’ın doğusundaki Kürt oluşumu ve Kürtlerin burada ABD ile sürdürdükleri işbirliği oluşturuyor. Fırat’ın doğusunda ‘güvenli bölge’ konusunda ABD ve Türkiye arasındaki mutabakat büyük rahatsızlık nedeni. Uluslararası hukuka ve kendi egemenlik haklarına bir saldırı olarak görülen bu oluşumun bir parçası olan SDG’ye bu nedenle öfke büyük. BM’ye şikâyet mektubu ile Fırat’ın doğusundaki Kürt oluşumu bir tehdit olarak resmen ilan edilmiş oldu.”

Odatv.com

28 Bu habere tepkiniz:

 

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Esad'ın Kürt politikasında ne değişti
You have reacted on "Esad’ın Kürt politikasında ne değişti" A few seconds ago