Düşman da olsalar İsrail ve Türkiye’nin dertleri ortak

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Düşman da olsalar İsrail ve Türkiye'nin dertleri ortak
You have reacted on "Düşman da olsalar İsrail ve Türkiye’nin d..." A few seconds ago

Birbirinden bu kadar farklı ve birbirine bu kadar benzer sorunları olan başka iki ülke belki de yoktur.

Evet İsrail ve Türkiye’den söz ediyorum.

Biri SİYONİST diğeri ise ANTİSİYONİST.

Halbuki Siyonizm Yahudi milliyetçiliğidir yoksa canavarlık filan değil. Türkiye de milliyetçi bir ülkedir ve en doğal hakkıdır.

Demokrasi anlayışı da o denli değişik. Türkiye demokratik değil demiyorum ama kendi kültür değerlerine göre bir demokrasi anlayışı mevcut.

Türkiye laik bir Cumhuriyet’tir. İsrail ise fiilen bir din devleti.

Ancak İsrail’de kimse kimsenin nasıl ve ne şekilde neye inanacağı konusunda karışmıyor. Sınırsız bir inanç özgürlüğü mevcut. Türkiye’de de mevcut ama yerine mekanına adamına göre…

Devletin mezheplere göre farklı uygulamaları olduğu gerçeği tabii ki rahatsız edicidir.

Beki benzer olan dertler nelerdir.

1-TERÖR

İki ülkemde de en sıkıntılı mesele terör konusudur.

İsrail’de sonradan olma “Filistin terörü” 1964’ten beri. Ondan önce ise “Arap Fedayun terörü.”

“Hamas Terör Örgütü” 1987’den beri “Filistin İslami Cihat Örgütü” 1981’den beri…

Şzeddin kassam Tugayları 1984’ten beri,

El Aksa Şehitleri Tugayları 2000’den beri,

Başkaları da var veya vardı. Bir kısmı yok oldu bir kısmı ise yok edildi.

Türkiye’de ise “PKK terörü” 1978’den beri… Kuruluşu LİCE /Türkiye…

Yeni oluşum PYD 2003’ten beri…

Yeni oluşum YPG 2004’ten beri…

Bunların yanı sıra Demokratik Suriye Güçleri ve benzeri çok oluşum var.

Bazıları kimine göre özgürlük savaşçısı kimilerine göre terörist.

2- FARKLI ETNİK KÖKENLİ NÜFÜS VEYA İŞGAL EDİLMİŞ TOPRAKLAR KONUSU

Bu konuda dert ortak ve benzer de olsa İsrail kendisini yok etmek üzere saldıran ülkelerden bir takım topraklar elde etti ve barışmak isteyenler ile toprak karşılığı barış temin etti. MISIR ve ÜRDÜN gibi. Suriye ile barış yapılamamış çünkü Suriye’den alınan toprakların yani Golan tepelerinin iadesi mümkün değildi. Savaş sebebi o tepelerden açılan ateşti.

Durum Türkiye’de az farklı olsa da ülke içinde ikamet etmekte olan ve uzun yıllardır yaşayan bir grup militanın “burası bizim vatanımızdır” diyerek toprak talep etme noktasına ilerledikleri bilinen bir gerçektir.

Yaklaşık 20 milyon Kürt bulunan Türkiye’de uzun yıllar insanların çocuklarına Kürtçe isimler koyamadıkları, Kürtçe lisanında eğitim göremedikleri ve birçok basit haklardan yararlanamadıkları gerçektir. ÖZAL ve AKP iktidarları zamanında ise insanı haklar konusunda oldukça büyük ilerlemeler kaydedilmiş hatta TRT Kürtçe yayın yapan bir TV kanalı ile irili ufaklı Kürtçe yayın yapan televizyonlar serbest bırakılmış.

Her ne kadar Sayın Erdoğan’ın AÇILIM PROGRAMI ile bir barış ortamı oluşturulmaya çalışıldı ve İMRALI ile neredeyse açık konuşma kanalı denendiyse de netice alınamamış ve Diyarbakır Sur ilçesindeki 2015-2016 çatışmaları -ki bu PKK organizasyonu idi- bir netice alınamama noktasına gelinmiş.

Bu arada Suriye kanadında durum son 10 senedir daha vahim bir hal almış ESAD-ESED olup düşman sayıldı ve Suriye’nin Kuzeyinde bir Kürt oluşumu endişesi Türkiye’nin keyfini bozar hale gelmişti.

İddia Kuzey Suriye’deki Kürt oluşumları özellikle PYD ve YPG’nin PKK ile işbirliği içindeki bir TERÖR örgütü olduğu. Tabii ki bu iddia Türkiye Cumhuriyeti AKP hükümetinin iddiasıdır ve ABD bu iddiayı kabul etmemekte ve buna rağmen Kuzey Suriye’de PKK ve PYD/YPG ile mücadele edeceğini söyleyerek Kuzey Suriye’ye girmektedir.

Benzer bir durumla sabah akşam Gazze’den füze atan Hamas örgütü ile mücadele için yapılan operasyonların hiçbiri netice vermedi ve İsrail Hamas’ı ve çatışmaları engelleyemedi. İsrail Başbakanı Natanyahu da son yıllarda Hamas’a kara harekatı düzenlememe siyaseti ile kendisine oy verenleri hayal kırıklığına uğrattığı ve bu nedenle de oy kaybettiği aşikardır.

AKP hükümeti ise bu kez ekonomik darboğaz nedeni ile azalan oylarını ve popülaritesini kazanmak maksadı ile  bir SURİYE seferine çıktığını görmezden gelmemek lazım.

3-FİLİSTİNLİLER İLE KÜRTLERİN ORTAK NOKTALARI NEDİR

Filistinlilerin 1964 yılında Yaser Arafat’ın kurduğu FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü ile ilk Filistinlilik tohumları atılmış oldu. Bu insanlar o tarihe kadar kendilerini Ürdünlü ve Mısırlı biliyorlardı. Tabii bu yeni Filistinlilerin de bir devlet sahibi olmalarını engeller bir durum değildir. Bu tarihe kadar kendilerine ARAP diyen bu insanlar asla bir FİLİSTİN devleti kurmamışlardı.

Kürtlerin durumu biraz farklı olsa da onlar da asla bir devlet kurmuş değiller. Ki bu da bundan sonra bir devlet kuramayacakları anlamına gelmiyor. Peki bu devlet nerede kurulacak? Aynı soru Filistin için de sorulabilir.

Kürtler binlerce yıldır Irak – Türkiye – İran-Suriye-Almanya ve Hollanda’da yaklaşık 45 milyon nüfus ile yaşıyorlar. Yıllar önce bazı devletler kurmuşlar ama neredeyse 1500 yıldır devletleri olmadan yaşıyorlar. (1921’de 3 yıl süren ve 1924’te yıkılan bir krallıkları olmuştu) İlk kurulan muhtariyet ise Kuzey Irak Kürdistanı 1991 yılında resmi olarak kuruldu.

Buna karşılık Filistinlilerin Filistin Otonomi Yönetimi (FOY) 1994 yılında resmiyet kazanmış ve Gazze şeridindeki hakimiyetini 2007 yılında kaybederek Hamas’a kaptırdı. Seçimle başa geçen Hamas idaresi 2007 yılından beri bir daha Gazze’de seçim yapmadı.

Kısaca İsrail ve Türkiye’nin azınlık toplumlar ile dertleri farklılıklara rağmen çok müşterek benzerlikler ile ortaktır.

İki ülkemin de derdi kendi toprakları üzerinde bir devlet kurmak isteyen azınlıklar ile başları derttedir. Burada kimin haklı olup olmadığından çok bir durum tespiti söz konusudur.

Milletler kendi sınırlarını kendileri çizerler.

Kendi sınırlarını çizemeyen milletler ise başkalarının kendileri için çizdikleri sınırlarda yaşamak zorunda kalırlar.

Türkiye kendi sınırlarını çizmiş ve sınır konusunu tartışmaya açılamayacak şekilde kapatmıştır. Bu ATATÜRK’ün koyduğu kuraldır ve altına da YURTTA SULH CİHANDA SULH VECİZESİ İLE MÜHÜRLENMİŞTİR.

İsrail ise kendi sınırlarını henüz kesin çizememiş ve mühürlememiştir. Halen Filsitinli kardeş çocuklarımız ile yapacağımız olası bir BARIŞ anlaşmasının beklentisi içindeyiz. Barış olmayacağına inanlar maalesef çoğunluktadır.  Bense naif bir umutla olacağına inanıyorum. Ya tutarsa…

Bir de DIŞ MİHRAKLAR konusu var.

Amerika’da hatta Avrıpa’da da eksik değil başka ülkelerin sınırlarını kağıt kalemle çizmek gibi çılgınlıklar içinde olan insanlar hatta kurumlar da vardır. Neden bununla iştigal ederler sorusunu da sorabiliriz ama neden olmasın bu bir ekmek parasıdır ve bundan para kazanıyorlar derim.

En son 10 yıl önce Amerikalı bir subay eskisi olan RALPH PETERS isimli bir şahıs aşağıdaki haritayı çizmiş ve sınırların bu doğrultuda şekilleneceğini iddia etmişti.

Her ne kadar “Kürdistan” bu haritada görünüyorsa da FİLİSTİN adamın aklında yokmuş demek ki. İsrail’i de 67 sınırları ile sınırlamış.

Ralf Peters aşağıdaki video ile tekrar sahnede.

Blood Borders: A Proposal To Redraw A “New Middle East”

Peki bu dış mihraklar haritalar hatta para ve de terör örgütleri ile ilginç ilişkiler içinde olarak neler yapmak isterler?

Sadece PARA VE GÜÇ edinmek isterler.

Silah satarlar ve uyuşturucu ticaretince de kapı aralarlar…

İyi de devletler ne yapar ki neden engel olmazlar?

Bazıları uğraşır ama beceremez bazıları ise bu mihraklar ile ortaklık bile yaparlar . Belki de kimlerle ortaklık ettiklerini bile bilmeden yaparlar.

Savaş ve mücadele için amaç belirlemek gerekir.

İşte o zaman savaşı veya mücadeleyi kazanmak mümkün olur.

Şayet hedef BARIŞ ise. Savaş stratejisini de buna göre tesis etmek gerekir.

Bu iki ülkem için de ön şarttır.

Gazze ve Batı Şeria’da barış getirecek bir plan yoksa savaş sonuç vermeyecektir.

Türkiye açısından da durum çok farklı değil.

PKK’lılar bir devlet edinmeden rahat durmayacaklar. Aynen Filistinliler gibi. Sorunun en önemli kısmı bu devletlerin nerede ve ne statü ile kurulacağı.

Buna da karşılıklı akıl ve sabır ile diyalog ile netice alınabilir.

Taraflar karşı tarafın yani PKK ve Filistinliler İsrail ve Türkiye’nin BARIŞ istediğine inanmalı ve bu yolda ilerleme kaydetmeleri gerekir. İnanmaları ve güvenmeleri ön şarttır. Ya da güvendikleri birilerinin aracılığı gerekecektir.

İsrail bu terör sorunu ve Filistin Devlet talebi ile neredeyse kurulduğu gün öncesinden beri uğraşmaktadır. Türkiye de daha az değildir. Sorun PKK ile başlamadı. Ama devam etti.

Bu arada Natanyahu’nun Sayın Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekatını Kınamasına pek fazla üzülmemek lazımdır. Çünkü Sayın Erdoğan haftada en az 3 kez İsrail’i kınamakta ve durmaksızın İsrail’e hakaretler yağdırmaktadır. Bu nu da kardeşim dediği Hamas’a destek için yapıyor.

Natanyahu Kürtlere insani yardım yapmaktan söz etti ancak bunu nasıl yapacağını henüz açıklamadı. Bakalım nasıl gerçekleşecek.

Tavsiyem iki ülkemin bir an evvel uzlaşarak bu coğrafyada demokratik ve akılcı iki eski dostun davranması gerektiği gibi davranmalarıdır.

Dertler kısmen de olsa müşterek. Çözümlere faydanız dokunur birbirinizi iyi tanıyorsunuz veya ben öyle sanıyorum. Gereksiz kavgaları bir kenara bırakıp nasıl BARIŞ getirebilirsiniz ona bakın…

Rafael Sadi

Odatv.com

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Düşman da olsalar İsrail ve Türkiye'nin dertleri ortak
You have reacted on "Düşman da olsalar İsrail ve Türkiye’nin d..." A few seconds ago