Doğu Akdeniz mesajı: Sağduyu hâkim olana kadar kendi planlarımızı uygulayacağız

HİÇ KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK

“Geçtiğimiz haftanın önemli bir konusu Akdeniz ve Ege’de ülkemizin haklarını ve hukukunu yok saymaya yönelik girişimlere verdiğimiz cevaplardı. Bölgedeki sismik araştırma faaliyetlerimizi Almanya Şansölyesi Merkel’in ricası üzerine iyi niyet nişanesi olarak bir süreliğine ertelemiştik. Ancak Yunan tarafı hüsnü niyetle hareket etmediğini bir kez daha göstermiş ve Mısır ile hiçbir hukuki temeli olmayan bir anlaşmaya yönelmiştir. Bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin hiç kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında, denizinde, meşru çıkarlarında gözü yoktur. Bizim tek talebimiz bize de aynı anlayışla yaklaşılmasıdır.

BİZİ SAHİLLERİMİZE HAPSETME GİRİŞİMİNE RIZA GÖSTERMEYİZ

Türkiye gibi 780 bin kilometrekarelik dev bir toprak parçasını görmezden gelip birkaç kilometrekarelik adalar üzerinden bizi sahillerimize hapsetme girişimine elbette rıza göstermeyeceğiz. Dünyada hiçbir ülke böyle saçma ve temelsiz talebe boyun eğmez. Biz diyoruz ki gelin Akdeniz’deki tüm ülkeler olarak bir araya gelelim, herkes için kabul edilebilir herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım. Ülkemizin bu çağrısına kulaklarını kapatanlar güçlerinin yetmeyeceği, boylarını aşan girişimlerle kendi geleceklerini kendi elleriyle karartıyorlar. Salgın ve onunla bağlantılı siyasi, ekonomik, sosyal sorunların bir kabus gibi üzerine çöktüğü güçlere güvenenler hüsrana uğramaya mahkumdurlar. Türkiye’nin bu konudaki kararlığını hala kavrayamamış olanları bir an önce gerçekleri görmeye ve çözümü masada aramaya davet ediyoruz.

ÜLKEMİZİN BAĞIMSIZLIĞI İÇİN MÜCADELE ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ

class=”cf”>

Anlaşmazlıkların diyalog yoluyla ve hakkaniyetle çözümü için biz her zaman varız ve hazırız. Bu konuda sağduyu hakim olana kadar Türkiye olarak sahada ve diplomasi alanlarında kendi planlarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Nitekim Oruç Reis Sismik Araştırma gemimiz dün saat 20.00’de Antalya açıklarından görev bölgesine hareket etti. 10 saat süren seyirden sonra bu sabah sekiz itibariyle çalışmalarına başladı. Ekonomide olduğu gibi enerjide de ülkemizin bağımsızlığı için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Ülkemizi kişi başına gelirde dünya sıralamasında üst orta gelir grubuna yükselttik. 2019 yılında insani gelişme raporunda Türkiye 6 basamak ilerleyerek 58. sıraya yükseldi. Böylece ilk defa çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer almış olduk.

ANA MUHALEFET PARTİSİ AVUCUNU OVUŞTURUYOR

class=”cf”>

Buzdolabı satışı 18 yıl önce 1 milyon 88 bin adetten 2.5 milyona çıktı. Çamaşır makinası satışı 814 bin adetten 2 milyonun üzerinde bir seviyeye ulaştı. Bulaşık makinası satışı 282 bin adetten 1 milyon 332 bin adede, fırın satışı 339 binden 817 bine yükseldi. Bütün bunları ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından söylüyorum. Bunlar aynı zamanda benim vatandaşımın alım gücünün bu tür ürünlerde nereden nereye yükseldiğini göstermesi bakımından önem arz ediyor. Ülkemizde yeni açılan şirket sayısı 30 bin 842 iken, bu rakam 85 bin 263’ü buldu. İstihdamda 19.6 milyondan 28 milyon 80 bine çıktık. Turizmde 13.32 milyon turistten geçtiğimiz yıl 52 milyon turist rakamını gördük. Şimdi koronavirüs sebebiyle maalesef bir sıkıntının içindeyiz. Ama toparlanmaya başladık. Almanya, Rusya bugün itibariyle kapılarını açmış durumdalar. Belki geçen yılın rakamını yakalayamayacağız ama yine yükselmeye başladığımızı hep birlikte göreceğiz. IMF’ye olan borcumuzu sıfırladık. Türkiye’nin şu anda IMF’ye borcu yok ama birileri avucunu ovuşturuyor, ana muhalefet partisi. 

TÜRKİYE SUNİ RÜZGARLARLA EĞİLİP BÜKÜLECEK ÜLKE DEĞİL

Cari işlemler dengesi 2011 yılından beri ilk kez fazla verdi. Ekonomimiz attığımız kararlı adımlarla 2019 yılının son çeyreğinde yeniden güçlü büyüme politikasına döndü. Bu bizim için belki güçlü bir patikaydı ama biz bu patikayı caddeye dönüştüreceğiz. Onun adımlarını atıyoruz. Yüzde 35’lere çıkan piyasa faizleri yüzde 8 bandına kadar geriledi. Daha da inşallah düşecek. Çünkü bütün arzumuz, isteğimiz bu ülkede yatırımcı çok daha rahat bir şekilde güçlü bir şekilde yatırımlarını yapabilsin. Türkiye üzerinden yüksek faizle haksız kazanç elde etmek isteyenler adeta boğuştuk mücadele ettik. Bu verilen mücadele olmasaydı iş insanımız ayakta kalabilir miydi? Türkiye ne zaman küresel gündemlere ilişkin bir irade ortaya koysa, ne zaman bölgesel haklarıyla ilgili adımlar atsa ekonomi üzerinden bir hesaplaşmanın devreye sokulduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomide bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir. Yaşadığımız her sıkıntıda ülkemizin gücü bir kez daha sınanıyor. Birileri sadece gazel okur ama biz iş üretiriz.

class=”cf”>

PARTİ KURMUŞ BİZE DERS VERİYOR

Boşuna avucunuzu ovuşturmayın. Biz o kapıları kapadık. IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi. O zamanın ekonomiye bakan zat şu anda bakan. ‘Sayın Başbakanım verelim mi bu borcu’ dedi, ‘verin’ dedim. ‘Bugün borç alan yarın talimat’ alır dedim. Şimdi parti kurmuş bize ekonomi dersi veriyor. Önce bunu bir defa herkesin görmesi gerekiyor. Aldığımız rakamlar ortada bakın ben felsefe yapmıyorum sizlere rakamlarla konuşuyorum. Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak yükselen yıldızından rahatsız olanlar her seferinde daha sinsi, riyakar şekilde üzerimize geldiler. Başka hiçbir ülkeye uygulanmayan kriterler bize dayatıldı, başka hiçbir ülkeden talep edilmeyen şartlar bizden istendi, başka hiçbir ülkeye yöneltilmeyen tehditler bize yapıldı. Terör örgütlerinden darbecilere finans lobilerinden tarihi hesaplaşmalara kadar her türlü araçla üzerimize yüklendiler. Hepsinin üstesinden geldik. 

BAŞARI HİKAYESİ YAZACAĞIZ

Ülkeler hem para hem de maliye politikaları ile ekonomideki olumsuz gerilemeyi azaltmaya çalışmışlardır. Destekleyici politikalara rağmen ekonomik toparlanmanın zaman alması beklenmektedir. Türkiye ekonomisi de salgından olumsuz etkilenmiştir. Firmalarımızı, vatandaşlarımızı desteklemek için istikrar paketini hayata geçirdik, kapsamını genişlettik. Dünya ile paralel şekilde normalleşme adımları attık. Mayıs ayı ile ekonomik göstergeler ve beklentilerde iyileşme başladı, haziran ve temmuzda bunun güçlendiğini görüyoruz. Öncü göstergeler ekonomide toparlanma sinyalleri veriyor. Otomobil üretimi haziran ayında mayıs ayına göre yüzde 71.7 oranında, satışları ise yüzde 127.6 oranında artış kaydetmiştir. İhracat nisandan sonra artış kaydetmiştir. Son dönemde sağladığımız finansmana erişim kolaylıkları ve uygun kredi sayesinde otomotiv ve konut satışında rekor düzeyde artışlar yaşandı. Kredi büyümesindeki hızlanmaya karşılık bankacılık güçlü sermayesi ile oldukça sağlıklı görünüme sahiptir. Türkiye ekonomisi artık tüketim yerine üretimi önceleyen ithalata bağımlı değil küresel değer sistemine entegre olan bir model ile yoluna devam edecektir. Salgın sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Türkiye lojistik ağ bağlantıları, üretim kapasitesi, insan kaynağı becerisiyle yeni başarı hikayesi yazacaktır.”

Kaynak: Hürriyet