Dijital şiddete karşı farkındalık zamanı

Sosyal medya mecraları, kullanıcıların duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilmesine, kendileriyle veya başkalarıyla ilgili paylaşımlar yapabilmesine, dijital dünyada “sosyalleşebilmesine” imkân tanıyor. Ancak ne yazık ki bu mecralar, tüm kullanıcılar tarafından başkalarının özel hayatına, özgürlüklerine, değerlerine, mahremiyetine ve kişisel verilerine zarar vermeden, amacına uygun şekilde kullanılmıyor. Kötü niyetli kişilerce “özgürlük” kavramı, zararlı eylemlerle ve söylemlerle suistimal edilebiliyor. Bu sebeple, dijital dünyanın tehlikelerine karşı daha fazla farkındalık yaratılması çok önemli. Dijital şiddet de acilen fark etmemiz, normalleştirilmesine müsaade etmememiz, önlem almamız gereken tehlikelerin başında geliyor.

Dijital şiddet nedir?

Dijital şiddeti tanımlarken; zorbalık yapmak, tehdit etmek, taciz etmek ya da korkutmak amacıyla, internetin veya sosyal medya mecralarının kullanılması ve hedef alınan kişilerin hem psikolojik hem ekonomik zarar görmesi için sistematik saldırılarda bulunulması diyebiliriz. Bu tanım, “şiddet” kelimesinin TDK’da yer alan “karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma” ve “duygu veya davranışta aşırılık” anlamlarıyla değerlendirilip, suç unsuru teşkil eden eylemlerin dijital mecralara taşınması olarak da genişletilebilir.

class=”cf”>
Dijital şiddete uğradığınızı nasıl fark edebilirsiniz?

Dijital şiddete maruz kalan birçok kişi, şiddete maruz kaldığının farkında bile değil. Daha kötüsü hukukçular, siyasetçiler ve konuyla ilgili harekete geçmesi, adım atması gereken kişiler de şimdiye kadar konuya gerekli hassasiyeti gösterebilmiş değil. Bu sebeple ilk etapta kişisel farkındalığa sahip olmak büyük önem taşıyor. Peki, dijital şiddete maruz kaldığınızı nasıl anlarsınız?

İletişim kurmak istemediğiniz biri, sosyal medya mecraları veya diğer dijital iletişim araçları üzerinden size hakaret, küfür veya tehdit içeren mesajlar gönderiyorsa, rahatsız olacağınız paylaşımlar yapıyorsa,

Sürekli olarak paylaştığınız konumlar üzerinden sizi takip ediyor ve bunu dile getiriyorsa,

class=”cf”>
Rahatsızlık verici, korkutucu, cinsel, pornografik içerikler gönderiyorsa,

Sizden de benzer şekilde fotoğraflar ya da videolar talep ediyorsa

Elinde size ait fotoğraflar veya videolar olduğu, istediklerini yapmadığınız takdirde bu içerikleri başkalarıyla paylaşacağını söyleyip tehdit ediyorsa,

Hesaplarınızı ele geçireceğine dair mesajlar paylaşıyorsa, kullandığınız online araçların şifrelerini talep ediyorsa,

Sürekli olarak arıyor, mesaj atıyor, cevap vermemeniz durumunda cezalandırılacağınıza dair ifadeler kullanıyorsa,

Fotoğraflarınızı, mesajlarınızı veya aramalarınızı görmek için sürekli olarak telefonunuzu, sosyal medya hesaplarınızı kontrol ediyor veya etmek istiyorsa,

Paylaştığınız fotoğraflarınız veya yazılı paylaşımlarınız hakkında aşağılayıcı söylemlerde bulunup iftira veya tehdit içeren yorumlar yapıyorsa,

Hakkınızda internet veya sosyal medya mecraları üzerinden gerçeğe aykırı haberler yayıyorsa,

Cinsiyetiniz, inancınız, değerleriniz sebebiyle sizi karalamaya çalışıyorsa,

Bu ve buna benzer sosyal hayatta da suç teşkil eden eylemlerle, dijital mecralarda sizi hedef alıyorsa, dijital şiddete maruz kaldığınızdan emin olabilirsiniz.

Hukuksal düzenlemelerin kapsamı yeterli mi?

class=”cf”>
Dijital mecralarda işlenen suçlar ve yaptırımları 23 Mayıs 2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (“5651 sayılı Kanun”) ve 30 Kasım 2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” tarafından düzenlenmektedir. Ancak 5651 sayılı Kanunun 1. Maddesini okuduğumuzda, bu Kanunun amaç ve kapsamının sadece içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemekte olduğunu görüyoruz. Yani içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıları kullanmak suretiyle kişilere dijital şiddet uygulayanlara karşı, yani suçun ana aktörlerine karşı herhangi bir yaptırım bu düzenlemede yer almıyor.

Peki, dijital şiddetten kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

İletişiminden rahatsız olduğunuz kişileri engelleyin, boklayın, şifrelerinizi kolay tahmin edilemeyecek harf ve sayı kombinasyonlarıyla oluşturun, kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın. Sosyal medya hesaplarınızın gizlilik ayarları bölümünde gerekli düzenlemeleri mutlaka yapın. Dijital şiddete maruz kaldığınızda, yaşadıklarınızı belgeleyen ekran görüntüleri alın ve delil oluşturacak belgeleri saklayın. En kısa sürede yaşadıklarınızı yetkili güvenlik birimleriyle paylaşın. Hepsinden önemlisi, maruz kaldığınız şiddeti asla kabullenmeyin ve yalananlardan dolayı kendinizi suçlamayın. Unutmayın ki şiddetin mecrası olmaz ve her şiddet eylemi suçtur. Suç teşkil eden hiçbir şey normalleştirilemez.

Hem ulusal hem de uluslararası düzenlemelerle, caydırıcı yaptırımlarla, dijital şiddetin önüne geçmek zor değil. Kısa zamanda bu konuda gerekli adımların atılacağına da inanıyorum ama şimdilik tek yapabileceğimiz bu konuda farkındalığı artırmak ve kişisel önlemlerimizi almak.

Dijital dünyada da sağlıkla kalmanız dileğiyle…

Şinasi Furkan AVCI
twitter.com/snsfrknvc

https://platform.twitter.com/widgets.js

Kaynak: Hürriyet