Bunları sekiz yıldır Odatv’de yazan biri olarak söylüyorum…

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Bunları sekiz yıldır Odatv'de yazan biri olarak söylüyorum...
You have reacted on "Bunları sekiz yıldır Odatv’de yazan biri ..." A few seconds ago
<p>Bu ne yaman çelişki?! Odatv, dün FETÖ’nün hedefindeydi. Ak Parti hükümetlerinin 2002’den 2013’e kadar “beraber yürüdüğü”, bendenizin çok önceleri not ettiği tabirle “geniş koalisyon” zemininde bir arada olduğu, 2010 referandumunda katı bir ortaklık kurduğu “Gülen Cemaati” önce yargı eliyle MİT’e operasyon girişimi ve ardından Emniyet marifetiyle girişilen 17/25 Aralık ‘operasyonu’ sonrasında “FETÖ” ilan edildi. Oysa bendeniz için söz konusu ‘cemaat’ en başından ABD’nin kontrolündeki bir aparattı ve hem Türkiye’de hem de Müslüman coğrafyada kullanılıyordu. Ne için? Tabii ki ABD çıkarları için. Oysa, ABD, kontrolündeki bu sözde cemaatle Erbakan’dan kopup gelen “yenilikçileri” birleştirip sahaya sürdüğünde kim düşünebilirdi 15 yıl sonra işin bir iç çatışmaya dönüşüp askeri darbe girişimine kadar ilerleyeceğini? Çünkü, ABD ve asıl partneri ordu, yargı, emniyet vb. eliyle kansız yeni tip bir darbe planlamışlardı. Evdeki hesap çarşıya uymadı ve malum uğursuz gelişmeler yaşandı.</p>

İşte o FETÖ memleketin yurtsever, cumhuriyetçi, laik muhalif kesimlerinin ensesinde boza pişirirken ve bir hedefi de meşru Ak Parti hükümeti iken Odatv de hedefteydi.

Soner Yalçın’ın sadece adını biliyordum ama hiç görmemiştim. Onu ilk kez Odatv davasında savunmasını yaparken Çağlayan Adiliyesi’nde gördüm. O zamanlar CHP yöneticisi ve İstanbul Milletvekili Osman Korutürk’ün TBMM Danışmanıydım. Merak ettim bu kurmaca olduğu açık olan sözde davada neler olup bittiğini ve yerinde görmek istedim. Şimdi Tele 1 TV genel yayın yönetmeni olan, dönemin Yurt genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’la gittik duruşmaya. O zaman Yurt yazarıydım. Yalçın’ın savunmasını dinleyince “Bu savunmadan sonra tahliye edilmemesi imkansız!” dediğimi hatırlıyorum. Biz duruşmadan ayrıldık öğle arasında ve akşamüzeri Soner Yalçın’ın tahliye edildiğini öğrendim haberlerden. O yüzden sürpriz gelmedi.

ODATV’DE SAYGIN, SORUMLU VE ÖNEMLİ İSİMLER YAZIYOR

FETÖ’nün medyada CHP’ye de göz açtırmadığı süreçte, medyada CHP’nin görüşlerinin, etkinliklerinin yer alamadığı dönemde Odatv’de yazmaya başladım danışman olduğum halde. O sırada televizyonlara çıkan, Odatv gibi çok okunan bir gazetede yazan tek danışmandım. CHP’nin gündemini, iç ve dış politik gelişmeleri yazarken Soner Yalçın’ın tatlı uyarısıyla futbol ve çok çeşitli konulara da girdim zamanla.  Odatv bir buçuk milyon bireysel okura ulaşırken, hemen her kesimce okunurken, sürekli ve konuk önemli yazarlarının yazılarıyla ve haberleriyle gündem yaratırken bendeniz de çok okunan ve yazıları sosyal medyada paylaşılan bir yazar oldum başka Odatv yazarları gibi. CHP PM Üyesi Yaşar Seyman’dan TBB Başkanı Prof. Feyzioğlu’na, TRT’nin bir zamanlar önemli simalarından Nurzen Amuran’dan Kerem Çalışkan’a, Fazıl Say’dan Prof. Ümit Kocasakal’a, Prof. Dr. H. Nazlıkul’dan Prof. İzzettin Önder’e, Prof. Dr. Suat Çağlayan’dan Bedri Baykam’a kadar geniş bir yelpazedeki yazarlarının derdi bilgi birikimlerine dayalı yorumlarını kamuoyu ile paylaşmak, aynı zamanda basın ve ifade özgürlüğüne katkıda bulunmak. Arada bir yazan konuk yazarlar arasında çok önemli uzmanlar vardır; aralarında emekli büyükelçiler, emekli general ve amiraller, önceki milletvekilleri, akademisyenler vb. vardır.

ODATV BAĞIMSIZ

Dün ‘yargı eliyle’ FETÖ’nün hedefinde olan Odatv, bugün yine ‘yargı eliyle’ bu kez başkalarının hedefinde. Daha önce de kaleme aldığım gibi, FETÖ ile mücadelede yalnız kaldığını her fırsatta dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ şu veya bu şekilde ortalıkta cirit atarken halkın haber alma hakkı ve gerçekler için yayın yapan, iktidara olduğu gibi yerinde muhalefeti de eleştirebilen, ‘tasması’ kimsenin elinde olmayan Odatv’nin hedefe konulmasını içine sindirebiliyor mu?

ODATV’NİN, BARIŞ’LARIN YURT VE ULUS SEVGİSİNDEN GRAM KUŞKU DUYMUYORUM

Neymiş?.. Mahkemece saptanmamış birtakım sübjektif nitelemeler söz konusu Odatv için. Yok ‘milli güvenlik’miş, yok şuymuş, buymuş… Kime göre, neye göre? Bakın beyler; Barış Terkoğlu’nu da, Barış Pehlivan’ı da tanıyorum; ikisi de BTK kadar, ona bakarak erişim yasağını onaylayan yargı mensupları kadar; onları tutuklayan yargı mensupları kadar bu ülkeye bağlı, ulusal güvenliği de dikkate alan, yurtsever insanlar; gerçeğin, haberin peşindeki gazetecilerdir. Odatv’nin ve Barış’ların iyi niyetinden ve gazeteciliğe sevdasından, ülke sevgisinden bir gram kuşku duysam şahsen Odatv’de yazmazdım. Sekiz yıldır Odatv’de ne istersem yazıyorum ve virgülüne bile karışılmıyor. Öyle ki, Odatv’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasının olduğunu bile yazabildim! Hatta muhalefeti bile eleştirip diploma ‘gırgırını’ artuk bırakmalarını ve Erdoğan’ın sandıkta yenilmesi için strateji geliştirilmesini önerdim.

Daha önce de yazdım; tutuklanmaya neden olan haber ifşa olmuş. Hadi yine de haber müdürüne ve haberi yazan muhabire dava açtın (Ki, internet basınında yasaya göre haberi yaan belli ise yazılı basından farklı olarak haber müdürüne veya sorumlu yazı işleri müdürüne dava açılamıyor). Bari tutuksuz yargıla Bir se üstüne üstlük  Odatv’nin genel yayın yönetmenini tutuklamak neyin nesi? Haberin yanında bütün gazeteye son Anayasa Mahkemesi kararına karşın erişim yasağı getirmek neyin nesi?

Demek ki, anlaşılıyor ki mesele haber değil… Mesele, Odatv ve onun lokomotif isimleri… “Metastaz”ı yazan kalemler… Olup bitenleri başka türlü izah etmek hakikaten zor. Tıpkı, Sözcü’yü de FETÖ’den yargılamak gibi! FETÖ’nün gadrine uğrayan Odatv’ye “FETÖ yaftası” tutmayacağı için kimbilir ne yafta yapıştırmak isteyecekler! İddianame çıkınca ortaya, anlayacağız… İnanıyorum ki Odatv’ye yapıştırılmak istenen hiçbir yafta tutmayacaktır. Odatv, gazetecilik kalmışsa memlekette biraz, onun adıdır.

ODATV, BARIŞ’LAR KORONAVİRÜS GÖLGESİNDE KALMAMALI

Yalnız… Bu arada, koronavirüs günlerinde gazetecilerin tutuklanması ve içeride ayrıca ağırlaştırılmış mahkumlar gibi tek kişilik hücrelerde tutulması asla kabul edilemez. Terkoğlu, Pehlivan ve öteki gazeteciler adli kontrol ve yurtdışı yasağı konularak neden tahliye edilmez? Muhalefet partilerini, iktidar blokundaki adaletten yana olanları, basın örgütlerini, baroları; televizyon programcı ve editörlerini; basın ve ifade özgürlüğünü, halkın haber alma özgürlüğünü önemseyen herkesi; uluslararası basın kuruluşlarını bu acil sorunu koronavirüs gölgesinde bırakmamaya davet ediyorum. Odatv erişime açılmalıdır. Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan , Hülya Kılınç, Murat Ağırel ve diğer tutuklu gazeteciler adli kontrol önlemleriyle tahliye edilmelidir. Koronavirüsle ulusal ve toplumsal mücadele günlerinde yargıya önemli bir görev düşüyor; yargının atacağı sağduyulu adımlar eminim ki şu zor dönemde ulusal ve toplumsal dayanışmaya önemli katkı sağlayacaktır. İnfaz yasasındaki değişikliğin haftaya TBMM’ye geleceği haberlerini alıyoruz. Cezası kesinleşmiş mahkumları bile evlerine gönderme hazırlıkları yapılırken uyuşturucu baronlarını, kadına ve çocuklara çirkin ve kötü davrananları eve gönderip gazetecileri mi içeride tutacağız?

ÖZGE’NİN DEDİĞİ…

Barış Terkoğlu’nun eşi Özge’yi Silivri’de cezaevi önünde ilk defa tesadüfen görmüş ve tanımış, o zaman teselli etmiştim. Danışmanı olduğum CHP yöneticisi ve milletvekili Osman Korutürk’le birlikte 26. Genelkurmay Başkanı E. Org. İlker Başbuğ ve CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ı bakanlıktan aldığımız izinle ziyaretten dönerken… Özge Terkoğlu, Cumhuriyet’e konuşmuş ve tutuklama kararlarına ilişkin demiş ki; “Tüm gazeteciler için bir mesaj içeriyor. Bu meslek yapılamaz hale getiriliyor. Birilerinin doğruları yazması herkes için bir gün gerekli olacak. Barış, çok farklı kesimler için doğruları yazan bir isim. Bu anlamda haber alma özgürlüğüne kimin ne zaman ihtiyacı olacağı belli olmaz. Onu hedef alanlar bütün bunları çok atlayarak gidiyorlar ama hiç belli olmaz bir gün doğruyu yazanlara onların da ihtiyacı olabilir.” Altına imzamı atıyorum.

CUMHURBAŞKANININ DURUŞU ÖNEMLİ

Şimdi, Özge Terkoğlu neredeyse bizi teselli edecek noktada görüyorum ki. Aynı zamanda verdiği mesaj da çok gerçekçi. Olup bitenleri anlamak için basit bir formül vereyim; açın arşivleri bakın, şunu göreceksiniz: FETÖ ile ‘cemaat’ iken de FETÖ iken de, yani 2013’ten önce de sonra da en kararlı mücadeleyi veren ve bunun sonuçlarına da katlanan basın organı Odatv. Yineliyorum; FETÖ ile mücadelede yalnız kaldığını sıklıkla vurgulayan kim? Cumhurbaşkanı Erdoğan. O halde bu yaman çelişkiye bir diyeceği vardır. Olmalıdır. Evet, yargı bağımsızdır. Ancak bir cumhurbaşkanının duruşu da, vicdanı da, oluşturacağı iklim de kıymetlidir. Sayın Cumhurbaşkanına şunu da hatırlatmak isterim; rahmetli Demirören’in kendisine ağladığı gelişmelerde ne olmuştu; Milliyet gazetesi kapatılmış mıydı tümden? Yazar ve yöneticileri içeri mi tıkılmıştı?

Son olarak şu hatırlatmayı da yapayım herkese; bundan herkes payını almalı; Odatv bir buçuk milyona dayanan tekil okuruyla dünyanın sayılı haber sitesi ise; ona meraklı olan ve ciddiye alan onca yurttaş varsa o birikim boşa gitmez. Barış’ların anlayışında yayın devam eder, okur da bulur. Okur ihtiyacı olan adresi arar, bulur. Bakın iliştirilmiş (embeded) yazılı basına, serbest ama kimse bayiden gidip almıyor! Onların da erişime açık siteleri de var ama toplasan hepsini, bir Odatv’nin yarısı etmiyor.

Bir Odatv yazarı olarak; sekiz yıldır bu sitede özgürce ve sadece aklımla, bilgimle, vicdanımla başbaşa kalarak yazan birisi olarak bilmem anlatabildim mi? 

Muzaffer Ayhan Kara

Odatv.com

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
Bunları sekiz yıldır Odatv'de yazan biri olarak söylüyorum...
You have reacted on "Bunları sekiz yıldır Odatv’de yazan biri ..." A few seconds ago