Bu saldırı onun da işine gelir

İran halkı milli kahramanını kaybetmiş gibi bir durum söz konusu. İsrail’e göre ise o bir terörist, bir sivil katili, ellerinde binlerce insanın kanı olan biri. Böyle biri nasıl milli kahraman addedilebilir diye soruluyor.

Süleymani adına Kudüs Gücü dedikleri bir askeri gücün başına getirilmiş ve asla Kudüs’e gelememiş. Eğitim düzeyi düşük olup akabinde Devrim Muhafızları ordusuna girip 15 günlük eğitim almış.

1980 yılında İran-Irak savaşı başladığında askeri kariyeri ilerlemeye başladı. İsrail’e göre Arjantin Yahudi Ev’i katliamını düzenleyen ekibin başı idi. İçinde Sinagog da bulunan AMIA Yahudi Kültür merkezi, 18 Temmuz 1994 yılında bombalandı ve içindeki 85 insan öldürüldü yüzlercesi de yaralandı. İsrail kaynaklarına göre o gün arkasından ağlanan ve milli kahraman ilan edilen zat bu ve bunun gibi yüzlerce terör eyleminin planlayıcısı ve hayata geçiren kişiydi. 

AMİA KÜLTÜR MERKEZİ BUENOS AİRES 1994

Bu bombalama eylemindeki baş sorumlulardan biri de İmad Mugniye idi ve o da bugün dünyada yok.

Süleymani’nin çatışmalı geçmişinin başlangıç tarihi Mahabad kentindeki Kürt ayaklanmasını  bastırmak için görevlendirdiğinde başlıyor. O sıralarda sadece 22 yaşındaydı. Yaptığı oldukça fazla Kürt öldürüldü rakam pek bir yerlerde yazmıyor gibi. Ama bu etkinlik Tahran yönetimi tarafından desteklendi ki Kasım Süleymani Kudüs Garnizonunun başına getirildi.

Irak’taki görevi Kürtleri sindirme ve hepsi ile görüşmelerde bulunmaktı. Sanı hayalet olarak yayılmıştı. Mesleğinde kanların üzerine basarak hızla ilerliyordu.

Hizbullah ve Hamas’ı (İsrail’e göre ikisi de terör örgütü) koordine etti ve savaşmanın en ucuz yolunu buldu: terör. Bu özellikle İsrail’de “cimri” sözcüğünün eş anlamlısı olan Parsi (Yani İranlı) ile oldukça uyuşmaktadır. Evet İsraillilerin algısına göre İranlılar cimridir. İsterseniz tutumlu veya hesaplı da diyebiliriz.

Bu nedenle oldukça pahalı olan topyekûn savaş yerine noktasal vuruşlar ile tedirginlik ve endişe yaratan terör, ucuz ve ekonomik savaşı kullanmak, onların karakterine daha uygun düşmektedir. Kaldı ki terör, fakirlerin savaşma aracıdır. Bu açıdan bakıldığında Milli karakteristiğine uygun olan bu ucuz savaşın adeta destekçisi ve lideri konumuna girmiştir İran Molla yönetimi.

KASIM PAŞA ARTIK GENERALDİR 

İsrail’e göre, İran’ın eli kanlı terör profesörü artık “Halep kasabı” olarak da ün yapmıştı. Ordu-terörist bileşenini kullanmayı kanlı ortamda fiilen öğrenmiş ve öğretmiştir.

İçinizi fazla karartmak istemiyorum ama İran liderlerinin bugünlerdeki beyanlarını gazetelerde okurken bu olumsuz durumu düşünmeden edemiyorum.

Yani İsrail’e göre öldürülen, eninde sonunda elleri kanlı hem de oldukça kanlı bir terörist isterseniz “kendi çapında bir savaşçı” da diyebilirsiniz. Savaşçılar cephede ölür teröristler ise arabanın içinde veya evlerinde saklanırken öldürülürler. İranlılar buna neden şaşırıyorlar. Bir savaşçının öldürülmesi neden büyük İran milletini tehdit etmek olsun ki? Hem bu millete karşı bir eylem değil ki sadece savaşçılara ve yöneticilerine karşı yapılan bir eylem.

Bugünkü teknoloji ile kimse korunma altında değil. Özellikle İsrail’in hedefindeki militanların her an ne yaptıkları nerede ne yedikleri ve içtikleri nerdeyse televizyon ekranlarından “biri bizi gözetliyor evi” gibi yayına girecek kadar ayağa düştü. Hiç bir kimse dokunulmaz değildir. İşte İran yönetimin endişesi budur, kendilerine sıra ne zaman gelecek diye rahat değiller.

Kasım Paşa’yı bertaraf eden Amerika’nın bu tehditleri ve eylemin sonunda neler olabilecekleri en ince ayrıntısına kadar hesapladıktan sonra adamı imha ettiklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Trump oldukça çılgın ve ani kararlar veren bir lider görüntüsü verse de bu tür operasyonları Başkan bile tek başına gerçekleştiremez. Kısaca bu tehditlerin az bir şey boş olduğu ve iç siyasete yönelik olduğunu varsayabiliriz.

Peki İran ve ABD arasında topyekûn bir savaş çıkar ve bu etrafa da sıçrar mı?

Bence böyle bir savaş çıkmaz. Çünkü böyle bir savaş oldukça pahalıdır ve hem İran’ın karakterine uygun değildir hem de Amerika’nın bu kadar parayı harcaması pek doğru bir ekonomik karar olmaz sanırım.

Peki ne olacak? İran zevahiri kurtarmak adına birkaç ucuz eylem deneyecektir. Başaracak mıdır bilinmez. Hatta ABD dışı ancak ABD’ye yakın ülkeleri vurmaya çalışacaktır. İsrail gibi. Onu da Hizbullah ve Hamas aracılığı ile yapmayı deneyecektir. İsrail de bu konuda hazırlıklıdır ve gereken tedbirlerini almış durumdadır.

Ha bu denemeler birilerinin kelini kızdırır mı hiç belli olmaz. Yani her şey olabilir. İsrail’de de çılgın paşalar yok diyemem.

Bu arada imha eyleminin ve sonuçlarından birinin de İsrail’in hukuken sıkıntılı başbakanı Binyamin Natanyahu’nun işine yarayabileceğini varsayıyorum. Şayet ufukta bir İran saldırısı kapışması olacaksa İsrail’in başında tecrübeli, anasının gözü, fırlama bir yöneticinin olması tecrübesiz bir politikacıya yeğ tutulacağını düşüyorum. İsrail halkının da bu şekilde düşünüp düşünmeyeceğini 2 Mart seçimlerinde göreceğiz.

Trump, Natanyahu’ya destek olmak için Süleymani’yi imha etti diyenler bile çıkacaktır.

Bol güneşli günler dilerim.

Rafael Sadi

Odatv.com

Kaynak: OdaTV