BTK, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını çiğneyip Odatv’yi nasıl kapattı

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
BTK, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını çiğneyip Odatv’yi nasıl kapattı
You have reacted on "BTK, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını çiğne..." A few seconds ago
<p>“Sakıncalı” bulunan habere erişim yasağı getirildi. Odatv, bu kararı hemen uyguladı, haber yayından kaldırıldı.</p>

Ama yetmedi, Barış’lar ve Hülya Kılınç tutuklandı.

Bu da yetmedi, Odatv’nin tümüne erişim yasağı getirildi.

15 gündür hafta sonu dahil tabir-i caizse Odatv koşuyor, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) kovalıyor; Bugüne kadar Odatv’nin yayınını sürdürmek için açtığı tam 7 site engellendi.

BTK’NIN EVRİMİ

Devletin bu azimli kurumu BTK nedir, görevi, yetkisi nasıl belirlenmiştir; buradan başlayalım.

“FETÖ”nün iktidarın ortağı olduğu 2005 yılında TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) kuruldu. Temmuz 2006’da çalışmalarına başladı. Telefon dinlemelerinin tek merkezden yapılmasının yanısıra internet içeriğinin izlenmesi/denetlenmesi ve hakim, mahkeme ya da Cumhuriyet savcıları tarafından verilmiş erişimi engelleme kararlarının uygulanmasından sorumlu kılındı.

Yani “FETÖ”nün devletin kılcallarına sızması döneminde en etkili ve yetkili kurumlardan birisiydi.

Konumuz BTK’nın, Odatv’yle mücadelesi olduğu için ilgili kanunun hangi evrimlerden geçtiğini de anlatalım.

“İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi” hakkındaki kanun 4 Mayıs 2007’de kabul edildi.

Uygulanmasından TİB Başkanının yetkili kılındığı kanunun, “Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi” başlıklı 8’inci maddesinde şu suçlar için erişimin engellenmesi kararı verilmesi öngörüldü: 

“TCK’da yer alan; İntiharı yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçları ile Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.”

Maddenin devamında, engelleme kararının soruşturma ve kovuşturma aşamalarında nasıl alınacağı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının ne yapacağı anlatıldı.

TİB Başkanına verilen “Re’sen erişimi engelleme” yetkisi ise sadece, “Çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik” suçlarını oluşturan yayınlara ilişkindi. 

Bu kanunda 12 Temmuz 2013’te bir değişiklik yapıldı; “Şans oyunlarıyla ilgili” internet ortamında işlenen suçlarda ilgili kurum ve kuruluşların da erişimin engellenmesi kararı alabilmesi kararlaştırıldı. 

17/25 Aralık operasyonları, yani AKP ile “FETÖ”nün arasının açılmasından sonraki sürece geçelim.

Şubat 2014’te 8’inci maddede birkaç değişikliğe daha gidildi; “Erişimin engellenmesi kararı, amacı gerçekleştirecek nitelikte görülürse, belirli bir süreyle sınırlı olarak da verilebilir” dendi… TİB Başkanının “Re’sen erişimi engelleme” yetkisi kapsamındaki suçlara “Fuhuş” eklendi… Ve kararların uygulanmaması halinde öngörülen “6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasının” yerine, “500 günden 3 bin güne kadar adli para cezası” getirildi.  

Bu arada 9’uncu maddenin hem başlığında, hem içeriğinde önemli bir değişiklik yapıldı. “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı maddede şöyle denildi:

“Hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir… Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır…”

Aynı maddede, TİB Başkanına da şu yetki verildi:

“Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde doğrudan Başkanın emri üzerine erişimin engellenmesi Başkanlık tarafından yapılır. Bu karara karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir.”

Sadece 15 gün sonra yapılan değişiklikle TİB Başkanına verilen bu yetki, “Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar” şeklinde düzenlendi.

Kanundaki son değişiklik, 10 Eylül 2014’te gerçekleştirildi ve 8’inci maddeye şöyle bir fıkra eklendi:

“Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, erişimin engellenmesi Başkanın talimatı üzerine Başkanlık tarafından yapılır. Erişim sağlayıcıları Başkanlıktan gelen erişimin engellenmesi taleplerini en geç dört saat içinde yerine getirir. Başkan tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı, Başkanlık tarafından, yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulur. Hakim, kararını 48 saat içinde açıklar.”

AYM: TİB ADLİ VE İDARİ KOLLUK DEĞİLDİR

İşte bu değişiklikten sonra CHP, sözkonusu maddenin iptali ve yürürlüğün durdurulması için hemen Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

AYM, ilk incelemeyi 25 Eylül 2014 günü yaptı. Dönemin AYM Başkanı Haşim Kılıç başta olmak üzere tüm üyeler, dosyada eksiklik bulunmadığından, oybirliğiyle esastan incelenmesini kararlaştırdı. 

2 Ekim 2014’te de karar çıktı.

16 üyeden sadece 4 ismin muhalif kaldığı kararda, öncelikle Anayasa’nın “Haberleşme, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, ölçülülük ilkesi” başlıklı maddeleri ile TİB’in kuruluş amacı hatırlatılarak, özetle şu tespitler yapıldı: 

“TİB gerek kuruluş mevzuatı gerekse de bu kanun kapsamında yürüttüğü görevler bakımından ne bir regülasyon otoritesi ne de bir adli ve idari kolluktur… 5651 sayılı kanundaki erişim engelleme kararları cezai ve idari yaptırım niteliğinde olmayıp, tedbir niteliğindedir. Dava konusu kural, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi nedenlerinden bir veya bir kaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Başkana erişimin engellenmesi yetkisi vermektedir. Kuralda geçen ‘milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi’ gibi ayrıntılı olarak somutlaştırılması ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan durumları ifade eden ibarelerin içerik ve kapsamlarının kanun koyucu tarafından önceden tek tek belirlenmesi mümkün değildir. Anayasanın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen durumlarda kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emriyle haberleşmenin engellenebileceği belirtilmektedir. Burada belirtilen yetkili merciin tespitinde yasa koyucunun sınırsız bir yetkiye sahip olmadığı açıktır. Belirlenecek yetkili merciin fıkrada belirtilen sebepler konusunda değerlendirme yapabilecek ve karar alabilecek yetkinliğe sahip olması gerekir… Ancak genel olarak Cumhuriyet savcısı, hakim ve mahkemelerce verilen erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasına yönelik aracı kurum olarak görev yapan TİB’in kuralda yer alan ibarelerde belirtilen durumların varlığı veya yokluğunu belirleme noktasında tek başına değerlendirme yapacak konumda olmadığı açıktır. Milli güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi konularında ilgili ve yetkili kurumların değerlendirme ve karar verme yetkileri gözetilmeksizin, tek başına TİB’e erişimin engellenmesi yetkisi verilmesi Anayasa’ya aykırılık oluştur.”

HAKİMİN YETKİLERİ BİLE SINIRLIYKEN

Ardından da şu dikkat çekici sonuca varıldı:

“Hakkın kullanılmasında aşırıya kaçma riski olan, bir başkasının hak ve menfaatlerini zedeleme tehlikesi taşıyan hukuki himaye araçlarının amaç-araç dengesi bakımından hukuka uygun olmadığı kabul edilmektedir… Eğer bireyin ya da bireylerin hak ve özgürlüklerine daha az zarar verebilecek bir tedbir varsa, onunla yetinilmelidir. Bir sitede yer alan sakıncalı içerik nedeniyle şartları oluşmadan, öncelikle en ağır yaptırım olan sitenin bütününün erişime engellenmesi ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacaktır. Bu durumda dava konusu kural ile TİB, belirtilen sebeplere bağlı olarak, sadece milli güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi veya kamu düzenini tehdit ettiği değerlendirilen ilgili yayına erişimin engellenmesi kapsamında tüm internet sitesine erişimi engelleyebilecektir. Kanunun 9. maddesinde yargıya verilen erişimin engellenmesi yetkisinin bile sınırları çizilmiş ve bu yetkinin ölçülülük ilkesi gereğince kademeli olarak kullanılacağı belirtilmişken, dava konusu düzenlemede bu tür bir sınırlama ve kademelendirmenin yapılmadığı görülmektedir. Bunun da sınırlı bir alanda idareye çok geniş bir müdahale imkanı verdiği açıktır. Açıklanan nedenlerle dava konusu kural Anayasa’nın 2, 13, 22 ve 26. maddelerine aykırıdır, iptali gerekir.”

Bir haberden dolayı, bir internet sitesinin tümden kapatılması Anayasa’ya aykırı bulunmuş… Hüküm sürdüğü dönemde “FETÖ” bile böyle bir yetkiyi alamamış, ama görüldüğü üzere BTK, büyük bir “Azim ve kararlılıkla” Odatv’yi kapatmanın peşinde!..

Neden, “FETÖ bile bu yetkiyi alamamıştı” dedik?

Çünkü bizzat Erdoğan, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden iki hafta sonra TİB için, “Bütün pisliklerin kaynağı orası. Burada çalışan kişilerle ilgili gerekli çalışmaları da yaptık” diyerek, kapatılacağını söyledi.

Ve de kapatıldı… Yerini ise BTK aldı!.. 

Ez cümle; Hak ve hukuka riayet etmeyen bizatihi “Mülkün temeli” olan devletse, hangi kapıya gideceksiniz?!..

Silivri’deki Barış’lar, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel’e kucak dolusu sevgiler.

Müyesser Yıldız

Odatv.com

Kaynak: OdaTV

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry
BTK, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını çiğneyip Odatv’yi nasıl kapattı
You have reacted on "BTK, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararlarını çiğne..." A few seconds ago