Bir köy kahvehanesinde sohbet ettiğim çiftçinin anlattığı çaresizlik

Covid-19 dünyadaki tüm devletlerin sağlık, ekonomi ve siyasetteki yönetim sistemlerine ayar veriyorken, ülkemizde de Tarım Bakanlığı yapamadığını yaptı ve tarımı daha çok konuşulur tartışılır duruma getirdi.</p>

Yüzünü tarıma çeviren insanlar, toprakla, çiftçiyle güçlü bağlar kurmaya başladı. Yıllardır bu bağı kuramayan bakanlıksa, yine günü kurtaran önlemlerle geçiştirmeye çalışıyor Covid-19 tehlikesini…

Çiftçiye kulağını tıkayan Tarım Bakanlığı, bu dönemdeki; üreticiye yaptığı destekleme ödemesi, tohumda belirli bölgelerde yaptığı yüzde 75’lik hibe desteği gibi göstermelik desteklerle sanki tarımdaki tüm sorunları çözmüş gibi, acil alınması gereken planlamalardan kaçınıyor.

Özellikle plansız üretim sorununun daha çok üzerinde durulması gerektiği Covid-19 dönemi ve sonrasında; hangi şehirde hangi ürünler ne kadar üretiliyor? Ürününü satamayan çiftçi tarım yapmaya nasıl devam ediyor? Çiftçi üretimi neden bırakıyor? Soruları masaya yatırılacak gibi görünüyor.

Ülkemizde yıllardır ısrarla uygulanan yanlış tarım politikaları sonucunda üretemez duruma gelen çiftçi, başta mazot, ilaç, gübre, elektrik gibi üretim maliyetlerini bankalara borçlanarak sağlıyor.

Geçtiğimiz yıl Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde bir köy kahvehanesinde sohbet ettiğim bir üzüm üreticisi durumunu şöyle anlatmıştı:

“14 dönüm üzüm bağım bankalara 100 bin lira borcum var. Eşim ve iki çocuğumla tarım yaparak geçimimizi sağlıyoruz, başka bir gelirimiz yok. Bir yıl boyunca üretimden kazandığımız para ile borcumuzun faizini zor ödüyoruz. Yeniden üretebilmek için başka bir bankadan borç alıyorum. Tüm borcumu kapatmak için bağımı satmak istesem satamam. Çünkü bankaya ipotekli. Hem satsam da borcumu kapatamam. Borçlanarak üretmekten başka çarem yok!”

Tamamı üzüm üreticisi olan köyde ne borçsuz köylü, ne de ipoteksiz tarım arazisi kalmış. Köyün gençleri ise göç ettikleri kentlerde asgari ücretle çalıştıkları fabrikalarda bulmuş.

Üretmek için borçlanan, ürününü satamadığı için meyve, ağaçlarını söken, hayvanlarını mezbahaneye gönderen, mahsul para etmeyince yollara döküp isyan eden çiftçinin bu sorunlarına maalesef yıllardır kayıtsız kalınıyor. Bir köy kahvehanesine gidip, topraklarını bankalara teslim etmek zorunda kalan üreticileri dinlemek bile tarımdaki sorunları anlamak için yeterlidir.

Tüm devletlerin sağlıkta siyasette, ekonomide önemli bir sınav verdiği Covid-19 günlerinde ve sonrasında tarımın önceliğimiz olacağı kaçınılmaz. Çiftçinin yeniden Milletin Efendisi olacağı günler yakındır.

Hülya Kılınç

Odatv.com

<br/>

249 Bu habere tepkiniz:

<p> </p>

Kaynak: OdaTV