BİLGİ KİRLİLİĞİ HAD SAFHADA – “ALTIN CAMURA DÜŞMEKLE DEĞERİNİ KAYBETMEZ” – Airline Haber

Değerli okurlarım;

Bu haftaki yazımı yazarken çok zorlandım. Malumunuz olduğu üzere her sene bu zamanlarda Avşa’daki motelimizi açar ve hizmete başlarız. Ancak bu sene iki arada bir derede kalıverdim. Medyamızda ki müthiş bilgi kirliliği ve ağzı olan konuşuyor tarzı verilen demeçler ve bilgi akışını ilgiyle izliyorum. 

İzlediğim kadarı ile konu havacılık içerikli olduğundan, hep TV karsısında demeç veren uzman kişileri dinlerdik. Ancak bu sefer ağzı olan herkes konuştu… TV ekranlarında, acık oturum tarzında programlar yapılırken bir tane, ilgili konuya hâkim ve bilgili uzman kişileri göremedim. Yeşilköy havalimanı zamanında mesleğe girip Atatürk havalimanı zamanında emekli olan lisanslı biri olarak, hava trafiği konusunda ahkâm kesmem sanırım komik olurdu. Ben böyle düşünürken, bu konu ile ilgili hiç bilgisi olmayan bir dolu kişi birkaç saniyede olsa arada bir kafasını kameralara uzatıp bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Tabii ki, uzman bilgisi gerektiren bu konuda konuşmak sadece hava trafik kontrolörlerine düşmesine rağmen bu uzman arkadaşlardan hiç biri TV ekranlarına çıkartılamadı. 

 Konu ATATÜRK Havalimanında ki ATATÜRK ismi mi yoksa bir havalimanının kapatılma isteğine karsı çıkmak mı pek anlayamadım. Belki de her ikisi birdendi tam olarak bilemiyorum. 

Tabii ki bende hemen hava trafik kontrolörü arkadaşlarımdan bilgi istedim ve tabii ki uzun uzun bana anlattılar. 

Bende bana anlatılanı size ileteyim ki medyada ki abuk subuk konuşanlara ders olsun…

   “Atatürk Havalimanı kuzey ve güney pistleri ( 17L/35R – 17R/35L) İstanbul Havalimanı’nın açılışından sonra iniş ve kalkış operasyonlarına kapatılmış ve bu piste uçakların inmesi için konuşlandırılmış hassas yaklaşma sistemleri iptal edilmiştir. 

Aynı şekilde iniş ve kalkış uçaklarının geliş ve gidişleri için dizayn edilmiş standart iniş ve kalkış rotaları da yürürlükten kaldırılmıştır. Esasında İstanbul Havalimanı pist yönleri ve standart iniş ve kalkış rotaları dikkate alındığında Atatürk Havalimanı kuzey/güney pistlerinin iniş ve kalkış için emniyetle kullanılması mümkün görünmemektedir. Son derece hassas bir şekilde kesişmekte olan İstanbul Havalimanı pistleri ile Atatürk Havalimanı kuzey/güney pistlerinin aynı anda emniyetle kullanılabilmesi son derece kritik…

 Hâlihazırda Atatürk Havalimanı’nda kuzeydoğu/güneybatı ( 05/23) pisti kullanılmakta olup, yolcu uçaklarına değil,  iş jetleri ve zaman zaman kargo uçaklarına hizmet vermektedir. Tabii ki devlet erkânı ve emergency durumlarda yine o pist kullanılabilir. Yani o piste yolcu uçağı da indirilenebilir. Bu konuda problem yok. Kısaca tek pistle görev sürdürülebiliyor.  

Bunların yanı sıra İstanbul havalimanı, sözleşmesine bakıldığında, Avrupa yakasında, sivil, ticari uçuş yapmak sadece İstanbul havalimanına verilmiş olduğunu görürsünüz. Ancak bu sözleşmede VIP, Genel havacılık, müstakil kargo ve bakım onarım uçuşları serbest olacak yazıyor. 

Medya’da çıkan Millet Bahçesi taslak projesine göre, kuzeydoğu/güneybatı (05/23)  pistleri,   Y APRONU ( Eskiden Hava Kuvvetleri Komutanlığının uçak sığınaklarının olduğu apron) ve dış hatlar terminali önündeki kuzey S APRONU haricindeki alanların Millet Bahçesine dönüştürüleceği anlaşılmaktadır.”

Bir an düşündüm de, İstanbul havalimanı açıldığından beri bu tek pist zaman zaman kullanıldı. VIP uçaklar zaman zaman ATATÜRK havalimanına kalkıp iniş yaptı. Teknik olarak bu hala mümkün… Kısaca tehlikeli bir durum söz konusu değil. 

O halde sorun neydi? 

Düne kadar pek gündem yaratmayan bu durum, bir anda ATATÜRK isminin havalimanı tabelalarından kaldırılma isteği nedeniyle mi gündem oldu. EVET…

Her Türk evladı olarak çocukluğumuzdan beri ATATÜRK ile yasadık. Onunla yattık onunla kalktık. Senelerin verdiği bu duygu tabelalardan kalksa bile ruhumuzdan silinecek gibi değil. Altın çamura düşme ile değer kaybetmez ki… Bu nedenle bu konu çok hassas. 

Atatürk havalimanının hala tek pistle (Sabiha Gökçende tek pistle görev yapıyor) görevine devam edeceği kesin…

Gelelim millet bahçesine; 

Konu gerçekten halkımıza bir millet bahçesi daha sunulma isteği ise ben da hayır demem. O yapılacak denilen Millet bahçesi Central park dan bile daha büyük olacağı söyleniyor. Konuya sadece millete hizmet acısından bakarsam neden olmasın ki derim. Ataköy sahilindeki millet bahçesini gezmiş biri olarak çok beğenmiştim. 

 Beş yıldızlı otellerin yan yana bulunduğu ve bence altın değerinde ki o sahil, millet parkı olarak kullanılıyor… Tavsiye ederim. Yolunuz düşerse bir göz atın derim. Bu millet bahçesini gördüğümde o yerin arsa değerinin çok yüksek olduğunu bildiğimden, bu parti burayı nasıl olup ta millet bahçesi yapmış diye düşünmüştüm.  

 Bu Central Park’dan büyük olacağı iddia edilen millet bahçesi halka hizmet düşünülerek yapılıp, ismi yine ATATÜRK Millet bahçesi olacaksa bence yine problem yok. 

Şimdide Gelelim İGA’yani İstanbul havalimanına;

AHL’ye artık kargo uçağı inmiyor. Bu havalimanımız ödüllere boğulmuş, açılışından beri hızlanan ivmesi ile dünyada öne çıkan bir havalimanı. Sözde habercilik yapıyorum diyenlerin, Araplara veya Katar’a satılacak diye dedikodusunu sürdürdükleri bu havalimanını, bazı ortakları satarken, çok daha güçlü ortakların alması size ne çağrıştırıyor? Bu güçlü ortakların hisseleri alması bu havalimanına güvenin göstergesi değil mi?   

Bence yapım olarak mükemmel bir tesis. Bazı eksiklikleri var ama düzeltilemeyecek kadar değil… Bir kaç ortak tarafından yapıldığı iddia ediliyor. Satılacak diye bir dedikodu çıkartıldı. Tabii ki her mal alınır da satılır da… Ancak, resmen para basan bu dünya çapında ki havalimanı neden satılsın ki? Diye düşünmeden edemiyorum. Her gecen gün kendini yenileyen ve 5. Pistini açmış veya en kısa zamanda açacak olan bu dev tesis, ortaklarını ihya etmeye devam ediyor. Burayı satmak geri zekâlılık olur. Bu havalimanının ortakları her gecen gün kendini yenileyen bu havalimanını satmayı nasıl düşünür ki? Tabi ki bazı ortaklar farklı yerlere de yatırım yapmak için hisse satışına gidebilir ama görünen o ki, satılan her hisse çok daha güçlü ortaklara gidiyor. 

Değerli okurlar, Bu hafta iki ayrı konuyu birlikte değerlendirdim. 

İnsanın verdiği emek ve mücadelenin karşılığını almasında daha büyük bir haz olmaz. Geçtiğimiz haftada sağ olsun Ahmet BOLAT beyin açıklamaları bana kişisel dünyamda bu hazzı fazlasıyla yaşattı. Daha önceki yönetimlere de sendikalara da sık sık ilettiğim hatta genel kurullarda kürsüye çıkıp bizzat bütün yönetim kurul üyelerine haykırdığım pass bilet uygulamalarındaki haksızlık çok şükür sona erecek gibi… 25 MAYIS 2022 deki Yönetim Kurulu toplantısında pass bilet konusu resmileşecek. 

Geçen haftalarda, yaptığım araştırmalarda bazı yönetim kademelerinin yönetim kurulu başkanının açıklamasına ve verdiği söze rağmen bu haksızlığı devam ettiren bir rötuşla konuyu geçiştirmeye çalıştıklarını buradan her yere duyurduk. Böyle bir uygulamanın Ahmet BOLAT’a yönelik bir itibar suikastı olabileceğini ona rağmen bu haksızlığı sürdürmenin çalışanlara ve kendilerine o koltukları sunanlara bir ihanet olduğu dile getirmiştim. Neyse ki hatadan dönülüp Ahmet beyin vaat ettiği gibi bir çalışmanın sürdürüldüğünü öğrendim.. Bu konuda verdiğimiz onca emek yazdığımız onca yazı aileleriyle daha mutlu ve değerli uçuşlar yapacak emekçi kardeşlerimize helalı hoş olsun. Sizlerin sorunlarını dile getirip çözüme kavuşması için en ufak bir katkı dahi sunabilmenin hazzını sizlere anlatamam.. Yıllarca emek verdiğim rızkımı kazandığım şirketimin ve 45 yıllık havacılığın içinde geçen hayatımda hala hizmet etmek büyük bir onur.

Öyle yönetim kurulu kapılarında fotoğraflarla sosyal mesaj vermeye çalışan her devrin davulu ve tokmağı gibi çalanlardan olmadık. Her yanlışı eleştirip her doğruyu da alkışlama erdemini de gösterdik.  Sizlerin gıyabında Ahmet beye bu konuda bir teşekkür borçluyum. Yıllardır kronikleşmiş,  ümitlerin artık tükendiği bu sorunun, Ahmet Bolat bey döneminde çözülmesi, onun da hayırla yâd edilmesine yeter… Özellikle liyakat ve ehliyet konusundaki hassasiyetini çalışanlara karşı adil yapıcı bir politika vurgusunu takipteyiz. Tökezleyen ya da tökezleten ne olursa olsun, bu köşe sizin vicdanınızın sizin sorunlarınızın köşesi olacaktır. Yaz aylarında AVŞA’ adasında ki ticari faaliyetimin sizlerin sorunlarını unutacağım veya takip etmeyeceğim anlamına gelmez. 

Ayrıca TGS gibi bir ortaklığında ced biletten faydalandırılması beni çok mutlu etti. Düşünün sattığınız bileti ve uçurduğunuz yolcunuzun operasyonunu yönetenlerin sizden dışlanması kadar abes bir durum olabilir mi? tüm ortaklığın içindeki bu kast sınıflarının belinin kırılması THY markasını omuzlayan her kişi ve kuruma aynı hassasiyetle yaklaşılması gerekir. Adalet ve eşit muamele sizi yüceltir ve kurumunuz daha huzurlu ve başarılı kılar.  

Şayet bu taşeron kardeşlerimizin de sorunlarına bir çözüm üretip bu ücret ve emek sömürgesine de son verirseniz adınız tarihe altın harflerle yazılır.  Cumhurbaşkanın devletin birçok kurumunda başlattığı taşeronların kadroya geçirilme kararı derhal THY’de formülleri hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Bu kadar ağır ekonomik koşullarda kar eden ve büyüyen bir kurumdaki çalışanlarınızın yüzünü güldürerek ülkeye de bir nebze olsun nefes aldırabilir emsal oluşturabilirsiniz…

Kaynak: Airline Haber