Ben Bir Türk Hava Yolları Pilotuyum…

Ben Bir Türk Hava Yolları Pilotuyum...

Sayın Okurlarımız;

Bir nevi açık gazeteye dönen ve çalışanların kendi sorunlarını ve çözüm önerilerinin yayınladığı “OKUYUCU MEKTUPLARI” bölümümüze bu sefer de bir THY pilotu mektup yazmış. Objektif yayıncılığımız gereği THY’nin her bültenini veya basın toplantılarını sizlere sunduğumuz gibi bu pilotumuzun da haykırışını sizlerle paylaşmanın vazifeniz olduğunu düşünerek noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.
Merhaba sevgili yolcularımız, değerli meslektaşlarım.
Kaptanınız konuşuyor.
Ben ülkemi, mesleğimi ve şirketimi çok seviyorum. Ben, bu mektubumda kendi adıma konuşuyorum ancak benim durumumda olan tüm meslektaşlarımın bu mektubun altına imzalarını atacaklarına eminim.
(İmza filan atmak yok, doğru söyleyen dokuz köyden kovulurmuş)

COVID19 Pandemi sürecinde Korona virüsünün Türkiye’de yayılmasını önlemek ve insanlarımız bu virüsten korumak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar önlemler adeta tüm dünyaya örnek olacak bir nitelikte. Türkiye olarak almış olduğumuz maske, sosyal mesafe ve SÜREKLİ BİLGİLENDİRME gibi bu sıkı önlemleri alamayan ülkeler hızla bulaşan bu virüsün yayılmasını önleyemiyorlar.

Sağlık alanında böylesine başarılı bir performans gösteren ülkemizde ne yazık ki Türk Hava Yolları yöneticileri pandemi süresinde en başarısız yönetici Nobel ödülüne mi layık görülmeli?  Yoksa kendilerine Harvard’ın Pandemi Süreci Fırsatçılığı ödülü mü verilmeli. Bilemiyorum.

Mart ayı içerisinde şirketim bir mail yollamış, ‘zor durumdayız Nisan ayında ücretsiz izin versek kabul eder misin? Diye. Tabii ki. Şirket zor durumda olacak da ben yardım etmeyecek miyim? Cevap yazmadan önce sağa sola sordum size de geldi mi bu mail diye, ‘aman kabul et işten atmak için neden arıyorlar zaten’ diyenler de çok çıktı.
Nisan ayı başında Mart maaşımı da almışken ‘kabul ediyorum ‘diye cevap verdim.

Bu arada bugüne kadar Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu gibi riskli destinasyonlarda sorunsuz bir şekilde uçmuş olan 60 yaşın üzerindeki pilotlar ile 60 yaş altı veya üstü olup lisanslarında OML denilen sağlık kısıtlaması bulunan pilotlara ‘Pandemi sürecinde sağlığınızı ve sizi korumak amacıyla uçuşlarınızı durduruyoruz’ denilerek uçuşlarının durdurulduğunu öğrendim.
THY yöneticilerim ne kadar da düşünceli.
SHGM, Sağlık Bakanlığı, EASA, ICAO’nun veya herhangi bir resmi kuruluşun hangi resmi yönergesine göre olduğu bilinmeyen ve bir anda risk gurubunda sayılan bu meslektaşlarımın sağlığını düşünerek süresiz bir şekilde uçuşlarını durduran şirketim bu arkadaşlarımın bu sürede nasıl geçineceğini hiç düşünmüş mü acaba? Bilemiyorum.

Nisan ayı böyle geçti ve Mayıs ayına geldik. Bu kez ücretsiz izin verilen bu 60 yaş üstü ve OML gurubu kısa çalışma ödeneği altına alındı. 60 yaş üstü ve OML arkadaşlarım Mayıs ayında eğer almışlarsa Kısa Çalışma Ödeneği dışında ne maaş aldılar bilemiyorum. Buna da şükür, asgari ücretin bilmem kaç katını geçemeyecek KÇÖ ödemesi de olmasa bu meslektaşlarım kiralarını, aidatlarını, mutfak masraflarını, çocuklarının okul aidatını, kredi ve kredi kartı borçlarını nasıl öderlerdi.? Bilemiyorum.

Bu arada şirketim kurtarma ve kargo uçuşları yapmaya başladı. Sağlık bakanlığının tüm akılcı önlemleri uçmakta olan pilot arkadaşlarıma ne kadar uygulandı uygulanmadı bilemiyorum ama daha virüsle mücadelenin en başında 3 pilot arkadaşımızı korona nedeniyle kaybettik.
Mayıs sonlarına geldik.
Bu arada ‘Peki şirketiniz size ne dedi ne anlattı ne bilgiler verdi’ diye sormak isteyenleriniz olur diye yazıyorum. Şirketimiz Nisan, Mayıs ve şu anda nerdeyse bitmekte olan Haziran ayları süresince bize hiçbir şekilde hiçbir açıklamada bulunmadı. Çok mu meşguldüler, bizleri hiç mi adamdan saymadılar, diyecek hiçbir şeyleri mi yoktu? Bilemiyorum.

Pegasus şirket yöneticilerinin aynı pandemi sürecini ve zorluklarını yaşadığı bu süreçte çalışanlarını en başından itibaren sürekli bilgilendirdikleri ve bu zor süreçte maaşlarının an azından yarısının ödendiği dikkate alırsak koltuklarına sıkı sıkıya sarılarak sessizliğe bürünmüş yöneticilerime güleyim mi, kızayım mı, üzüleyim mi? Bilemiyorum.

Mayıs ayında 60 üstü ve OML gurubu dışındaki bütün pilotlar; pandemi fırsatçılığı konusunda tez yazıp doktora derecesi alabilecek kurnazlıkta olan bazı kişiler tarafından icat edilen bir ekip planlama sistemi ile ay boyunca yedeğe alındılar. Dediler ki bu dönemde eğer 3 uçuştan fazla uçuş yaparsan sana KÇÖ ve baz maaşının 30 da birinin uçuş günü çarpımı kadar olan miktarını öderiz.

Siz uçarsınız dediniz de biz mi uçmak istemedik. Tabii ki kazın ayağı öyle değil. Bir gurup pilot 3 uçuştan çok daha fazlasını yaparken çoğunluğa en fazla 3 uçuş yaptırıldı ve maaş ödenmedi.
Eskiden pasta derlerdi, şimdi onun adı EKMEK.
Ekmeği eşit parçalara bölüp dağıtacaklarına eşit olmayan, etik olmayan bir şekilde uçuşlar dağıtıldı ve bu uçuşları yapan hiçbir meslektaşım da sesini çıkarmadı. Neden ses çıkarmadı?  Bilemiyorum.

Haziran ayının bitmesine çok yakın olan bu günlerde binlerce pilot evde yedekte belki bir uçuş çıkar diye bir aydır bekliyorlar. Niye bekliyorlar? Bilemiyorum.

Beni, biz pilotların haklarını koruyacak birileri yok mu?

Var tabii.
Adı Hava-İş Sendikası.

Zamanında oturmuş şirketimle Toplu İş Sözleşmesi denilen sayfalar dolusu bir anlaşma yapmış, karşılıklı imzalamışlar. Ama bu TIS denilen anlaşmaya pandemi sürecinde uyma zorunluluğu yokmuş galiba. Pilotları bilgilendirme zorunluluğu veya gereksinimi de aynı mantıkla ortadan kalkmış durumda. Hava-İş bir anda ortalıktan niye kayboldu? Bilemiyorum.
Peki bugüne kadar ne yapmış bu Hava-İş?
Birileri benim pilotluk haklarımın ve gereksinimlerimin kamyoncu meslektaşlarımın hakları ve gereksinimleri ile aynı olabileceğini düşünmüş olacak ki bizleri yani pilotlarla kamyoncuları aynı sendikanın, Hava-İş sendikasının altında toplamışlar.

Çoğunluk kimde ise o gurup en fazla delegeyi çıkartmış ve kararlar bu delegelerin sayısına ve onların isteklerine göre alınırken seçimler de ona göre yapılmış. Biz bugün toplam 5000 pilot Hava-İş’ten ayrılıp bizi daha iyi temsil edecek bir sendikaya geçelim, yeni bir sendika kuralım desek yine yapamıyoruz çünkü pilot olarak delege sayımız bu kararı almaya yetmiyor. NASA’nın bile kıskanacağı şekilde kurnazca hazırlanmış bir delege çıkartma formülü ile biz pilotlar kaç delege mi çıkarttık? Bilemiyorum.

Kamyoncu arkadaşlarım alınmasın, mesleklerine sonsuz saygım var. Kamyonculuk mesleğini de bilemiyorum ama eminim ki onlar da çok zor bir iş yapıyor.

Bizler Pilot ve onlar Kamyoncu olarak en azından Hava ve Hidrolik elementlerini birlikte kullanıyoruz. Onlar hava ve hidrolik ile fren ve damperlerini bizler de pilot olarak uçağın fren ve kumandalarını yönetiyoruz.

Sanırım kullanmakta olduğumuz bu ortak HAVA elementleri nedeni ile de Hava – İş sendikası çatısı altında bir araya gelmemiz uygun bulunmuş. Hiç kimse de sesini çıkartmamış. Neden çıkartmamış? Bilemiyorum.
Haksızlık yapmak istemiyorum çünkü kamyonculuk mesleğini bilmediğimi söylemiştim. Bu nedenle Kamyoncu arkadaşlarımın biz pilotlar gibi altı ayda bir, yılda bir sağlık kontrollerine simülatör ve yol kontrollerine giriyorlar mı? Bilemiyorum.

Part A, B, C, D ve bunun gibi daha birçok yönerge ve şirket el kitaplarını bilme ve bunu yaptıkları işe uygulama mecburiyetinde olup olmadıklarını da bilemiyorum. Kamyoncu arkadaşlarımın kamyon sürücüsü olmak için birçok meslektaşım gibi 150 bin Avro verip iki yıllık bir eğitim alıp almadıklarını da bilemiyorum.
Herhangi bir arıza durumunda biz onlar gibi sağa çekip problemi çözemiyoruz ama o kadarcık da farkımız olsun artık. Önemli olan aynı sendika çatısı altında müşterek haklarımızın korunması.

İşte bu Hava-İş sendikası biz pilotların haklarını koruyormuş.  Eminim koruyordur. Zaman zaman bize bildirmeye gerek duymadan şirketle birlikte yaptıkları ‘Tadil Protokolü’ denilen anlaşmalarla bazı TIS haklarımızı elimizden alıyorlarmış ama o kadar olacak değil mi?

Sordum soruşturdum. Hava-İş kanunu diye bir türlü çıkartılamayan ve bir sürü kişinin, kuruluşun çıkmasını önlediği çıkmasını istemediği bir kanun varmış. Biz pilotları da adamdan sayan, içinde kamyoncu veya başka bir meslek mensubu olmayan gerçek bir ‘pilot sendikası’ kurmamızı mümkün kılıyormuş bu kanun. Yine sordum peki bu kanun niye hala çıkmadı diye. TÖSHİD (Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği) istemiyor yani havayolu şirketleri istemiyor cevabını aldım. Bir bildikleri vardır istememekle. Pilotların tek başlarına mesleklerini temsil edebilecek bir sendika kurmalarının ve Hava-İş kanununa tabi olmalarının kime ziyanı var ki? Bilemedim.

Pazar mesailerimizin kesilmesinden sonra Hava-İş masaya vurmuş yeter artık demiş. Pilotların istihdamlarını ve zor durumda olan şirketimizi kurtarmak amacı ile yine biz pilotlardan habersiz maaşlarımızın önümüzdeki iki yıl boyunca 2018 yılındaki maaşlara geri dönülmesi konusunda fikir birliğine, bir prensip anlaşmasına varmışlar.
Bu gerekçeyi pekiştirmek için dünya genelinden gerçek dışı örnekler verirken, Avrupa’da kısa çalışma düzenine alınmış olan bir çalışana aylık maaşının %80 ine kadar bir ücretin kısa çalışma süresince ödendiği gerçeği örtülmüştür.

Diğer yandan bu maaş kesintisi kabul edilse dahi iş fesih sınırlaması kaldırıldıktan sonra fesihlerin yapılıp yapılmayacağı konusunda da bir garanti verilmemiştir.

Yok yok merak etmeyin Pilotlar bu kesintiyi kabul ederlerse sadece maaşlar 2018 yılına dönmeyecek. Bunun yanında son iki yılda fiyatı artan her ne kalem var ise (döviz kurları, kiralar, okul ücretleri, benzin, yiyecek içecek, köprü ve oto yol geçiş ücretleri v.s.) onların da fiyatı 2018 yılına dönecekmiş.
Yoksa bu bizler için büyük bir haksızlık olurdu değil mi?

Diğer yandan da şirketim, THY akademisinden pilot eğitimi alıp bu mesleğe başlayan arkadaşlarımın eğitim borçlarını günlük artan Avro kuruna bağlamış ve ona göre tahsil ediyormuş. Ne çelişkili bir meslek hayatımız var bizim. Borcunu bugünkü kura göre öde, biletleri bugünkü kurdan sat, kargoyu bugünkü kurdan taşı ama pilotlara 2018 yılında ne maaş veriyorsan bugün 2020 yılında o maaşa geri dönmeyi iste. Bırakın 2018 maaşını, şirketim o maaşın da yarısını veriyorum diyecek olsa ben, meslektaşlarım uçar mıyız? Bilemiyorum.

Ben ve çoğu meslektaşım pandemi sürecinde 3 ay boyunca maaş almadık. Bu 3 ay içerisinde biz pilot ve diğer uçuculara ödenmeyen maaşlardan 50 Milyon ila 75 Milyon dolar arasında tasarruf edilmiş deniliyor. Bu rakam az mı çok mu yeterli mi?  Bilemiyorum. Herhalde azdır ki halen sevgili yöneticilerimiz 2018 maaşları diye takmışlar ve iki yıl boyunca bugünkü maaşlarımızın sadece yarısını ödeme düşüncesindeler. Bir bildikleri mi var? Belki daha da azını ödeyecekler. Bilemiyorum.

Ben, biz şirketimizden, sevgili yöneticilerimizden hiçbir şekilde herhangi bir açıklama duymadık.  Meslek onurumuz ayaklar altına alındı. Rencide edildik. Sorduk, cevap alamadık. Adamdan sayılmadık.

Şirket yöneticilerim, şirketimizin içinde bulunduğu durumu anlatan toplantılar düzenleyip, çalışanları sürekli bilgilendirip ortadaki seçenekleri açıklayamaz mıydı?

Daha en başından şu kadar milyon dolar açığımız var, her gün şu kadar para kaybediyoruz. Siz pilotların payına düşen kesinti şu kadar süre için şu kadar. Şu kadarını da oradan buradan şöyle tasarruf edeceğiz. Hadi gelin hep birlikte şirketimizi yeniden havalandıralım, yükseklerde uçurtalım. Yöneticilerimiz bu şekil uygar bir yaklaşımı THY çalışanlarına sergileyemez miydi? Bilemiyorum.

3 aydır maaş almadığımız için evinden taşınma zorunda kalan, çocuğunu, çocuklarını okuldan almak zorunda kalan, kirasını ödeyemediğinden ev sahibi ile kavgalı, eşi ile arası bozulmuş evliliği beraberliği tehlikeye giren ve bu nedenlerle de sağlığı sinirleri bozulmuş bozulacak ve bu durumda halen uçan uçacak olan meslektaşım var mıdır?  Bilemiyorum.

Sadece çok sevdiğimiz, ekmek kapımız şirketimiz düze çıksın kimse işini kaybetmesin diye çoğumuz sustuk. Kimse işini kaybetmesin tabii. Hatta uçak başına düşen müdür sayısı ikiden üçe dörde çıksın.

Sadece THY değil tüm havayolu şirketleri çok zor durumda. Bu bir gerçek.

Ama THY üst yönetimi ve yöneticilerimiz Pandemi sürecinde bir havayolunun krizi nasıl atlatabileceği konusunda örnek davranışlarını diğer hava yollarındaki meslektaşlarına da öğretmeliler.

Pandemi nedeniyle zora düşmüş bir hava yolunu devletten yardımı adı altında milyarlarca dolar ve avro ile kurtaramazsınız. KLM, Lufthansa ve buna benzer büyük havayolu şirketleri daha en başından hep yanlış yapmış.

Uçucuların maaşını keseceksin. 3 ay boyunca vermeyeceksin. Nasıl geçinecekleri seni ilgilendirmeyecek.

Havacılık sitelerinde pilotlara karşı ‘işin var şükür et, benden daha fazla kazanıyorsun, zaten çok kazanıyorsun, bunlar senin iyi günlerin şeklinde pilotluk mesleğinin ne olduğunu bilmeyen, bu mesleği küçülten, pilotların onurunu zedeleyecek yorumları yazacak, yazdıracak ve yayınlayacak ‘küçük’ insanlar bul.  Anlaştığın bu küçük insanlar THY Pilotları hakkında önyargılı ve yalan yanlış haberler yapsınlar. Böylesine havacılık siteleri, böylesine küçük insanlar var mıdır? Bilemiyorum.

60 yaş üstü ve OML pilotları maaş vermeden kenara ayırdıktan sonra, kalanları bir ay boyunca yedeğe alarak hiçbir parasal kazanç getirmeyecek ayda 3 uçuş vereceksin. Bu arada pilotları rencide et, meslek onurlarını ayaklar altına al. Televizyon programlarına çık ve de ki ‘Pilotlara devlet yardımı veriyoruz ve onların geçineceği kadar maaş vereceğiz’
Geçinecek kadar maaş vereceğiz ne demek? Bilemiyorum.
Tabii ki bu arada sakın pilotlarla haberleşme, hiçbir açıklama da yapma. Alt kademe yöneticilerini de sıkı sıkı tembihle. ‘Kimse ile iletişim kurulmayacak’ diye. O alt kademe yöneticileri zaten koltuk derdinde, seni dinleyeceklerdir. Sadece ulusal bayramlarda, özel günlerde hiçbir şey olmamış gibi, senin meslek onurunu, senin geçim derdini düşünüyormuşçasına tüm pandemi sürecinde sanki hep yanındaymış gibi benimle, seninle iletişime geçecek mailler yollayıp günün anlam ve önemini ifade eden süslü sözlerle ‘biz buradayız’ diyecekler. Pilotlar gününde pilotlar gününü, kabin memurları gününde kabin memurları gününü, Anneler Babalar gününde bu günlerini kutlayacaklar. Ama sana, bana önümüzü görmemizi sağlayacak bir bilgi verecekler bir açıklama yapacaklar mı? Bilemiyorum.
Bir hava yolu pandemi krizinden böyle kurtulur işte.
Biz pilotlar için profesyonellik ve meslek onurumuz ön plandadır. Bu nedenle de uçuş sırasında ne kadar alacağımızı bilmediğimiz maaşımızı, birikmiş borçlarımızı hesaplamaya çalışmayız.
3 aydır maaş almadığımız için ödeyemediğimiz kirayı, biriken kredi kartı borçlarımızı, çocuğumuzun okul aidatını nasıl ödeyeceğim diye düşünmeyiz. Uçuş esnasında bu konuları hiç konuşmayız. Gece uyumaya çalışırken bu endişeler bizi uykusuz bırakmaz ve ertesi günkü uçuşlarımıza zinde ve dinç olarak geliriz.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün pilotların içinde bulunduğu bu ekonomik yıkımı bir risk olarak analiz etmesine de hiç gerek yok. Biz profesyoneliz. Uçarız. Hatta kurtarma ve kargo uçuşları ile sürekli delinen uçuş saatlerini düzenleyen FTL yönergesi de dikkate almadan yorulmadan uçarız. Biz uçarız.
Kurtarma uçuşları adı altında, sadece tek ekip uçsun diye charter uçuşu bile yaparız.

Bizim için önemli olan ekonomik sonuçları düşünülmeden bize 3 aydır ödenmemiş ve hala kesilmesi planlanan maaşlarımız ile uçak başına iki müdürün düştüğü hava yolumuzun kurtulmasıdır.

Hükümetlerinden, yatırımcılardan, hissedarlardan para dilenen Avrupa’daki havayollarının yöneticileri bu işi bilmiyorsa gelsin Sayın İlker Aycı’dan öğrensin. Korona pandemisi nedeniyle krize giren bir havayolunu şirketin bizzat kendi seçtiği bir sendika yönetiminin de çaresiz desteği ile sadece pilot ve diğer uçucuların maaşlarının yarısından fazlasını keserek kurtarabilirsiniz.

Bu yazdıklarım kimseye sorun yaratmasını istemem. THY’de neler oluyor deyip Sayın Aycı’nın şirketi kurtarma amacıyla başlattığı onarılması imkânsız yaralar açacak bu başarılı misyonuna kimsenin karışmasını da istemiyorum. THY pilotlarına yapılan tüm bu haksızlıkların, öncelikle ekonomik ve sonrasında da psikolojik yıkımın ve tüm bunların getirebileceği sorunların mecliste veya politik arenalarda tartışılmasını da istemiyorum. Hele hele dünya markası haline gelmiş Türk Hava Yollarını gözbebeği gibi seven Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın İlker Aycı’ya ‘THY’de neler oluyor, neler yapıyorsun doğru mu duyduklarım’ diye sormasını hiç mi hiç istemiyorum. Peki sorar mı? Bilemiyorum.

Önemli olan şirketimiz yine yükseklere çıksın. Gerisi teferruat.

Not: KÇÖ Temmuz ayında da devam ediyormuş. Yine mi yandık? Bilemiyorum.

Kaynak: Airline Haber