AİHM’den Ankara’ya ikinci ret

Eski Anayasa Mahkemesi üyesi Alparslan Altan’ın hikâyesini biliyorsunuz.

2001’den beri AYM’de raportör olarak görev yapıyordu. Mart 2010’da dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın teklifi, Başbakanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’ün onayıyla önce Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına atandı. 43 gün sonra da Gül tarafından AYM yedek üyeliğine seçildi. 2010 Anayasa değişikliğinin ardından ise AYM üyesi oldu.

Sonrasında AYM Başkanvekilliği yaptı.

Taa ki, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar. 15 Temmuz’un hemen ertesi günü, henüz OHAL kararları ilân edilmemişken ve de AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın itirazlarına rağmen evinde “Darbeye teşebbüsten suçüstü haliyle” gözaltına alındı. 4 gün sonra da, “Deliller toplandı, kaçma ihtimali var” denilerek tutuklandı.

Bu arada Anayasa Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği OHAL KHK’sı ile “Sosyal çevre bilgisi ve AYM üyelerinin zaman içinde oluşan kanaatlerini” dikkate alarak, oy birliğiyle Altan’ın meslekten çıkarılmasına karar verdi.

İddianamesi yaklaşık 15 ay sonra tamamlanan Altan, darbeye teşebbüsten değil, terör örgütü üyeliğinden yargılandı. İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde görülen dava sonucunda da “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Bu süreçte Altan ve Avukatı AİHM’e bireysel başvuruda bulundu.

Geçtiğimiz 16 Nisan’da kararını açıklayan AİHM, Altan’ın gözaltına alınmasında terör örgütü üyeliği şüphesinin tutuklama için yeterli gerekçe oluşturmadığını, hakkındaki delillerin tutuklama sonrasında toplandığını, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. Maddesi’nin ihlal edildiğini bildirerek, Türkiye’yi 10 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

AİHM’in bu kararından sonra Avukatı Erol Aras, mahkûmiyetle ilgili gerekçeli karar henüz kendilerine tebliğ edilmediği için Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne başvurarak, Altan’ın tahliye edilmesini istedi.

Ancak 9. Ceza Dairesi, gerekçeli kararı tebliğ etmekle yetinip, tahliye talebiyle ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar vermeden, dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderdi.

Bu arada Hükümet, AİHM’in kararını temyiz etti.

2 gün önce Hükümetin temyiz başvurusunu görüşen AİHM Yüce Divanı, daha önce verilen kararı tekrarlayarak, itirazı reddetti ve şu hatırlatmalarda bulundu:

  • Divanın kararı nihai hükümdedir…

  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. Maddesinde, “Yüksek sözleşmeci taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkemenin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler” denilmektedir…

AİHM’in bu ikinci kararından sonra top bir kez daha Ankara’da. Bakalım Yargıtay Ceza Genel Kurulu ne karar verecek!..

Müyesser Yıldız

Odatv.com

Kaynak: OdaTV