AĞAM BİZLE EĞLENİY… TEKNİK AŞ PANDEMİ PROTOKOLÜ – ONUR AIR ÇIKMAZI…

AĞAM BİZLE EĞLENİY... TEKNİK AŞ PANDEMİ PROTOKOLÜ - ONUR AIR ÇIKMAZI...

AĞAM BİZLE EĞLENİY… TEKNİK AŞ PANDEMİ PROTOKOLÜ- ONUR AİR ÇIKMAZI…

Sevgili okurlarım;

Malumunuz olduğu üzere işimiz gereği üç ay civarında AVŞA adasındaydım. Bu harika adada bu sene güzel bir sezon geçirildi. Ancak Marmara bölgesi Antalya veya Bodrum gibi değil. Turizm Sezonu en fazla 4 ay sürüyor.

Müşterilerin azaldığını fırsat bilip bu Pazar günü İstanbul’a dönüyorum.  Avşa adasında kaldığım süre içinde elimden geldiği kadar sektörden uzak kalmamaya gayret ettim. Yoğunluk ve alt yapı eksikliğinden kaynaklı internet erişiminde zaman zaman kısıtlama veya arızalar beni bıktırdı diyebilirim. Bunların yanı sıra birde yakın gözlüğümün kırılması ve işportadan aldığım 5-10 TL lik gözlüğe kalmam yazı yazmamı eziyet haline getirdi.

Sizlerden uzak kaldığım süre içinde THY AO protokolü, öyle veya böyle imzalandı. Her sözleşme veya protokol sürecinde bağırılır, çağırılır, tehditler havada uçuşur sonra imzalanır. Bu duruma işveren de alışık çalışanlarda. Bu nedenle sendikalara güven sıfır.

Sendika imzalasa bir dert imzalamasa bir başka dert. Çalışanlar kendi sendikalarını seçemediğinden ( her seçimde işveren veya adamları devrededir) güven erozyonu yaşanıyor.

Bildiğiniz üzere toplu iş sözleşmesi veya bu tür protokollerde, sendika ve işverenin mücadelesinin yanı sıra biz çalışanların kurduğu dernek veya çalışanların birlikteliği hep devrede olur ve işverenle ayrı ayrı görüşülürdü. Şimdilerde derneklerin ve birlikteliklerin hiç etkisinin olmaması, çalışanları tam olarak kendi seçmediği sendikalara ve yine kendi seçemediği işverenlere mahkûm bırakıyor.

Kısaca ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin. Gitmek mi zor yoksa kalmak mı? Bence her ikisi de zor.

İlker Aycı beyin ilk genel kurulunda İlker Bey ile bayağı takışmıştık. Genel kurul sonrası İlker Bey ile ayaküstü yine konuştuk. Bu konuşmada ben İlker Bey’e sizi bayağı eleştirdim rahatsız olmadınız umarım dediğimde, Hayır Sefa bey ben eleştirilerden rahatsız olmam. Önemli olan eleştiriyi kişiselleştirmemektir demişti. O gün bugündür gerçekten de eleştirilerden rahatsız olmayan bir yönetim kurulu başkanı var. Bu nedenle bana yakışır tarzda eleştirmelerime devam ediyorum.

Siz eleştiri boyutunu şaşırır ve haddinizi aşar ve karşınızdaki kişinin özel hayatına kadar girerseniz o yönetici ne sizi dinler nede selam verir. THY’ye bir şekilde giren yönetici dünde vardı bugünde var yarında olacak. Onların o makamlara nasıl geldiği, aldıkları maaş beni hiç ama hiç ilgilendirmez. Torpil mekanizması sadece THY de mi var sanıyorsunuz?

Bu nedenle;

Beni ilgilendiren, 30 seneyi aşkın çalıştığım şirketin çalışanları. Bize yardımcı olun ağabey dendiği anda bende elimden geleni yapmaya çalışan biriyimdir. Sendika veya dernek başkanı olup olmamak hiç önemli değil. Önemli olan çalışanın ve işverenin halinden anlamak ve medeni ölçülerde sorunları çözmeye çalışmak.

Neyse konuyu uzatmayayım.

Pandemi dönemi henüz bitmiş değil. Bu nedenle havacılığın içine düştüğü zor şartları anlayamamak da mümkün değil. Yöneticilerin de İşleri çok zor. Allah Kolaylık versin. Tabii ki işveren bu zor şartlarda şirketi korumaya çalışırken çalışanlarda doğal olarak yaşamlarını idame ettirmeyi düşünüyor. Buda son derece doğal…
Bu durumda, öncelikle her iki tarafın minimum zararla bu pandemi dönemini bitirmesini canı gönülden diliyorum.

Sevgili işveren vekilleri;

Teknik A.Ş nin son toplu iş sözleşmesinde alınan zammı tekrar belirtmeden geçmek olmaz. Enflasyon+ %3 civarında bir rakamdı. Bu rakam çalışanları bugüne getirdi. Özel yaşantılarını bu rakama göre zar zor ayarladılar. Reel enflasyondan etkilendiler ama yeni toplu iş sözleşmesine kadar ses çıkarmadan görevlerini de eksiksiz yaptılar.

Teknik A.Ş de yapılan bana göre rezalet toplu sözleşme iyiydi veya kötüydü bunu tekrar yazmayacağım. Çünkü o maç bitti. Şimdi konumuz sözleşme değil pandemi dönemi… Herkesin elini taşın altına sokma zamanı.

THY’de kaç müdür var. THY’de kimin makam arabası var. Kaç kişiye bir müdür düşüyor.  Aynı soyadlı kaç kişi var. Kimin hanımı 2000 Euro’luk ayakkabı giyiyor. Kırmızı halı kime serilmiş.  Kim torpilli girmiş. Beni hiç ilgilendirmez. Çünkü bu düzen yeni değil ki… Sanki daha öncekiler kura ile mi şirkette yönetici olmuşlardı ki…

Beni ilgilendiren çalışanların alım gücünün eskiye nazaran bayağı düşme tehlikesi. Yani kendilerinin ve ailelerinin düşeceği zor durum. İşte bu durum beni ilgilendiriyor.

Sonuçta çalışanlara desteğim her hafta onların şikayetlerini yazmak ve çözüm önerileri sunmak ile sınırlı. Benim dernek ve sendikal faaliyetlerle uğraştığım günlerde böyle değildi. Birçok sorunu ben ve arkadaşlarım birlikte çözebiliyorduk. Bizim THY emekli grubumuz var. Bayağı kalabalık. Oradaki arkadaşlarla devamlı yazışıyoruz.

Onlarla zamanında birlikte çalıştığımdan beni çok iyi tanıyorlar. Yazılarımı onlarda takip ediyor. Şimdiye kadar yaptığımız, size hayal gibi gelen faaliyetlerin yapıldığını onlar biliyor. Çok güçlü bir teknik vardı. Hem de inanılmaz güçlü. Dernek veya sendika seçimlerinde inanılmaz kulisler yapılır ve genel kurullara birkaç aday ve yönetimi çıkardı. Kısaca katılım çok yüksek olduğundan otel salonları tutulurdu.

Şimdi bakıyorum da toplumun üstüne ölü toprağı örtülmüş gibi. Sendika şube seçimlerine de dernek seçimlerine de katılan çok az. Peki, kim sizin sorunlarınızı işveren vekillerine aktarıp çözme yoluna gidilecek? Uted Dergimiz, uçak teknisyenini ve yaptığı çok ama çok önemli işleri dışarıda ki kitleye anlatmak için yayın yaparken, son zamanlarda iç yayın yapar oldu.

Pilot, kabin memuru ve basın odalarına dergi dağıtılıyor mu?  Bakanlıklara, siyasi partilere, diğer meslek örgütlerine, sendikalara ve konfederasyonlarına yollanıyor mu? Şimdiye kadar hangi kütüphaneye yollandı dergi? Örneğin; havalimanlarında yolcuların alıp okuması için bir iki yere dergi konuyor mu? Kısaca mesleğinizin önemini, işin değerini, toplumun her kesimine anlatabiliyor musunuz? TALPA her uçak kazasında herkesin takip ettiği TV kanallarında görüşler sunarken UTED de aynı şekilde görüş belirtebiliyor mu?

Sevgili işveren temsilcileri;

Üzülerek söyleyebilirim ki, uçak teknisyenleri o kadar çaresiz ki, neredeyse kısa çalışma döneminin devamını ister hale gelmişler.  Toplu iş sözleşmesinde, sendikalarının beceriksizliği nedeniyle aldıkları %3 lük zammın etkileri sürerken, şimdi çok daha kötü duruma düştüler. %30 kesinti. Bence bu rakam telaffuz bile edilemez. 3 senelik sözleşmede %3 zam yapacaksınız. Sonra pandemi dönemi diyerek, %30 kesinti teklif edeceksiniz.

Hani züğürt ağa filminden alınmış bir söz vardır. “ağam bizle eğleniy” …Bugün ki duruma çok uygun. Gerçekten de toplu iş sözleşmesinde ki %3 lük zammın yanı sıra şimdide %30 kesinti isteği beni şaşırttı. Geçen haftalarda yazdığım gibi 4000-5000 TL alan bir teknisyen düşündüğümüzde bu rakam 3500 e düşecek. En kötü ev kirası 1500-2000 TL arası.  Geriye kaldı 1500 veya 2000TL bu rakamla ev geçinir mi? Hesapta yanlış olmalı veya birileri teknisyenlerin aldığı ücreti bayağı abartmış. Teknik A.Ş de yukarıda ki örneği verdiğim binlerce çalışan var. 1500-2000 kişi civarında olmalı. Ya ben yanlış hesap yapıyorum ya da yöneticiler yanlış yapıyor. Çünkü bir gerçeği onlarda bende biliyoruz ki, bir ev 1500-2000 TL İle geçinemez.  

Ancak yukarıda yazdığım üzere havacılık sektörünün ve onun lokomotifi sayılan THY’nin pandemi sürecine 350 uçakla yakalanması kesinlikle beklenmeyen bir durum idi. Bu durumda kalan THY kendi cephesinden baktığında ben aynı maaşları veremem demesini de anlayabiliyorum.

Ancak buradan, işçiyiz güçlüyüz nidaları ile biz pandemi mandemi dinlemezük maaşlarımızdan beş kuruş geri verdirmeyiz demek de pek mantıklı gelmiyor.

Yahu Sefa Bey hem işverene haklı diyorsunuz hem de bize… Bu nasıl bir ikili oynamadır diyeniniz olmadan tavsiye mi yazayım.

Madem şirket zorda o halde herkes taşın altına elini sokacak. Burası net ve doğru olan bir yaklaşım. Yanlış olan uygulanması istenen sistem. Lütfen yukarıda ki gerçekler eşliğinde bir kez daha düşünün ve herkesin kabul edebileceği bir taslağı masaya koyun.  

Yanlış olan, THY’nin pandemi sürecinin ne zaman biteceğini bilmeden 2021 yılının Haziran ayında başlayacak yeni toplu iş sözleşmesine %30’luk kesintiyle girmek istemesi. Kısaca sözleşmede %3 verip pandemi de %30 kesintiye gitme isteği. 

Şimdi de işveren diyor ki peki ne yapalım…

Yahu sevgili işveren, siz pandemi sürecinin ne kadar süreceğini biliyor musunuz ki, kalkıp %30 kesinti ile yeni toplu iş sözleşmesine girilecek tarzında konuşuyorsunuz.  Ya bir sürpriz oldu ve bu senenin sonunda aşı bulundu ve sistem normale döndü. Ne yapacaksınız? Yine toplu iş sözleşmesine kadar aynı sistemle kesintiye devam mı edeceksiniz? Bu tür bir uygulamayı yazılı hale getirin bari. “SÖZ UÇAR YAZI KALIR” derler. Sizlerde bu isteğinizi yazılı hale getirin ki çalışan size güvensin.  Örneğin; 3 ayda bir toplanıp, gidişata göre yeni değerlendirme yapın. 2001 krizinde ki THY uygulamasını yazmıştım. Sizde geçen hafta yayınladığım ve yine Hava-İş ile Teknik AŞ arasında yapılan protokol gibi yapın. Elinizde bir örnek var ve konu yine aynı…

Neyse, “Aklın Yolu Birdir” sözcüğü eşliğinde bende bir fikir sunayım.

Evet, herkes elini taşın altına sokmalı. Aynı evliliklerde ki gibi, İyi günde ve tabii ki kötü günde de… THY’de çalışılacak ise, yani iyi niyetli bir çözüm aranıyorsa sorunun çözümü kolay. Çalışanlar yine mağdur olacak ama THY’nin tek taraflı dayattığı kadar değil.

Yapın kesintinizi, ama ucu açık değil….En kötü ihtimalle kesintinin ucunu toplu iş sözleşmesi başlangıç tarihi olarak belirleyebilirsiniz. Bu tarihe kadar da kesinti yapın ama yaptığınız kesintiyi de mutlaka ödeyeceksiniz.
Çünkü hak edilen rakamı tek taraflı geri alıyorsanız, borcunuzu da mutlaka gününde ödemelisiniz. Aksi takdirde kul hakkına girmiş olursunuz.

Sevgili okurlarım;

Bu hafta sadece Teknik AŞ yi yazmayı planlamıştım ama sektörün zayıf halkası olarak gördüğüm Onur Air de yaşananları yazmam için birçok çalışan aradı. Sefa Bey sadece THY ile ilgili haberler yazıyorsunuz bizim sorunlarımıza değinen yok diyerek sitem ettiler. Tabii ki haklı yanları çok. Aslında birçok kere sorunlarına değinmiştim.

Şimdide sizlere son durum bilgilerini vereyim. Tabii ki Airlinehaber dürüstlüğü ile….Bir çok yerden teyit ettirilmiş hali ile…

Onur Air’de A330 pilotları Mart ayından beri maaş alamıyorlar. Çünkü Onur Air pilotları ücretsiz izne çıkarmış durumda.

Ayrıca 380 Teknisyenin Apron giriş kartları iptal edilmiş. Ekim veya Kasım ayına kadar hangara girişleri yasaklanmış.

Onur Air tekniğin maaşlarının yattığı banka hesabında haciz olduğu söylenmekte. Bu haciz nasıl oluşmuş anlattılar ama anlayamadım. Onur Air çalışanları yorum atarak anlatılarsa memnun olurum.

Tabii ki teknisyenlerde maaş alamıyor. Ancak, müşteri uçaklarına bakan belirlenmiş grupta yer alan teknisyenlere el altından para verildiği söyleniyor.

Bu nedenle diğer teknisyenler isyanda…

Hangarda yöneticiler ve müşteri uçaklarında çalışan teknisyenlerden başka kimse yok.
Ayrıca; Onur Air’in sahibi Cankut Bagana’nın araya birilerini koyarak Cumhurbaşkanına ulaştığı ve mevcut durumdan dert yanarak maddi yardım istediği söyleniyor.

Cankut Bey, Onur Air de 2000 kişinin ekmek yediği ve bu sayının aileleri ile birlikte 10.000 kişiye çıktığını ve bu nedenle Onur Air’e destek verilmesini istemiş.

Şimdilik bana gelen bilgiler bunlar. İlerde ne olur bilinmez ama daha önce yazdığım gibi Onur Air de benim görüşüme göre maalesef sektörün en zayıf halkası… Umar ve dilerim ki binlerce kişiye ekmek veren bu kurum yönetimsel zafiyetlerden kurtulsun…  Çünkü o şirkette başta genel müdür olmak üzere birçok gereksiz bilgisiz yönetim kadrosu var.

Kaynak: Airline Haber