21/b’yi CHP’li belediyeler de sevdi

Pazarlık usulü (21/b) ihaleler niye tereddüt doğurur?

Çünkü rekabete açık değildir. Az sayıda şirkete davet gider. Kamu lehine fiyat indirimi düşük çıkar. Düşük indirim, halkın daha çok vergisinin müteahhit cebinde kalması demektir.

NEDEN DÖRT FİRMA?

Sık yazdığım 21/b ihalelerini genelde büyük bakanlıklar yapıyor. Geçenlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin aynı usulde yaptığı asfalt ihalesini duyurdum. Başkan Mansur Yavaş, köy yollarının kendilerinden önceki dönemde kötü yapılması sebebiyle bozulduğunu, mağduriyeti gidermek için amacına uygun olarak 21/b’ye başvurduklarını, daha da önemlisi, 21/b dahi olsa ihaleyi önceden duyurduklarını açıklamıştı.

Bugün duyuracağım yeni 21/b ihalesi Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden. 24 Eylül’de yapıldı. Adı:

“Belediye uhdesinde bulunan Muhtelif Caddeler, Bulvarlar ve Sokaklar ile Kırsal Grup Yollarında Alt Yapı, Üst Yapı ve Sanat Yapıları ve Yol Yapımı İşi”

Sadece 4 firma/firma ortaklığı katılmış.

Belediyenin belirlediği yaklaşık maliyeti öğrendim:

189 milyon 275 bin 740 TL, 28 kuruş.
Tabloya bakın: Yüzde 2 ve 7 gibi adeta “zahmet olmuş” dedirten indirim oranları. Soru şu: Yol işlerinde 21/b zorunlu idiyse, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin daha fazla sayıda şirketi çağırmasına engel neydi?
Demokrasiyi gerçekten istiyor muyuz?
Kars’ın HDP’li Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, sekiz ay tutuklu kaldığı “Kobani olayları” nedeniyle ikinci kez gözaltına alındı. Anayasa Mahkemesi, önceki tutuklamanın kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkını ihlal ettiğine karar vermiş, Bilgen’e 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmişti.

Kars Belediyesi’nde önceki yolsuzluk ağlarını değişik vesilelerle kamuoyuna duyuran Bilgen, bu defa da evinden zırhlı araca bindirilerek götürüldü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 7 ilde 82 kişi için verdiği gözaltı kararında Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan gibi isimler de var

“Kobani olayları” gerekçesiyle başlatılan operasyon ne kadar hukukiyse, “Niye altı yıl beklendi?” sorusu da o kadar meşrudur.

Zaten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da bunun tamamen hukuki bir süreç olduğunu ve Kobani olaylarını unutmanın mümkün olmadığını söyledi.

(İktidarın unutmadığı bir diğer olay da tek başına iktidar olma çoğunluğunu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimleri olmalı.)

TBMM’de grubu bulunan bir siyasi partiye yönelik son operasyon, gündem değiştirmek değil, seçimde engel gördüğü olası ittifakları bugünden dağıtma amaçlı izlenimi veriyor.

Muhalefet liderleri demokrasilerin asgari müştereği olan hukuk zemini yerine, iktidarın “memleket bekası” diye korku saldığı çizgide saflaştığı müddetçe baskıcı sistem sürer gider.
“Dışa bağımlılık” kimin eseri?
Haftasonu Gaziantep’ten seslendi Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“Her kim şirketlere el koymaktan bahsediyorsa onun amacı, ülkemizin yeniden bataklığa saplanmasıdır. Her kim devlet ile özel sektörün iş birliğini acımasızca eleştiriyorsa onun hedefi, Türkiye’yi yurt dışına bağımlı kılmaktır.”

Kamu Özel İşbirliği projelerinde yurt dışına bağımlılıktan söz edilecekse 15 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazete’ye bakılmalı. Erdoğan’ın onayladığı torba kanunda Türk yargısı, şehir hastanesi sözleşmelerinde devre dışı bırakılıyor.

Bir daha yazalım. Nedenini de dönemin Sağlık Bakanı Müsteşar Yardımcısı TBMM Komisyonu’nda nasıl açıkladı:

“Projeye kredi açacak yabancı şirketlerin şöyle bir tereddüdü var. Devlet de bir anlamda projeye taraf olduğu için olur da bir anlaşmazlık yaşanırsa, Türkiye’de görülecek davalara siyasi baskı olacağı ve davaları kaybedebileceklerini düşünüyorlar.”

Kaynak: Sözcü